2019 İkdidar 2022 De Hilafet Devleti Kuruluyor

İnşallah aklıselim düşünerek bu gerçeği görenlerden oluşuruz. Kuranda ayetlerin manasından cenabı hak bize her şeyi izah eder ancak aklıselim düşünerek düşünenler için cenabı hak kolaylık getirir.

KAMER SURESİ AYET 22: 32:51

22:And olsun biz kuranı düşünüp öğüt alsınlar diye kolaylaştırdık öğüt alan yokmu

32: Ant olsun biz kuranı  düşünüp öğüt alınsın diye kolaylaştırdık o halde düşünüp öğüt alan yok mu ?

51:düşünüp ibret alan yok and olsun biz sizin benzerlerinizi hep helak ettik düşünüp ibret alan yok mu

Allah sözlerini akli selim düşünmek gerekmez, miBenzerinin helak edilişi dünyada küfür ve zülüm üzerine yaşayanlardır firavunlara kulluk edenler onları Allaha ortak koşanlardır. Şu anki dünya düzeni budur helak olmaktan kurtuluş yolu doğuş ve aydınlık partisinin saflarında yer almaktır. Biz bu kadar geniş olarak izahat ediyoruz da hala insanlar neden anlamak istemiyor. Anlamış değiliz bu insanların bu halını neye güveniyor bu toplum Allahtan korkmaz mı anlamak mümkün değil. Kuranın batını manaya doğru yorumunu tahakkukunda aklın görebileceği seviyede cenabı hak anlamayı aklıselim düşünenlere tenzil eder. Yeter ki sen düşün aklını kullan Bu olguyu anlamayacak insanlardan cenabı hak hesap sormaz fakat anlayacak kapasiteleri verildiği halde inkâr ederek hakkı gizlemeye çalışanları cenabı hak sonsuz cehenneme sürükleyeceğini bize kuranda defalarca vurgular

İNSANLIK TARİHİ ALTIBIN YILL ÜZERİNE KURULMUŞ İMTİHAN SURECİNDE Kuranın tanımlamasında insanlık dünyada altı binyıllık bir imtihan olunma suresine binaen yaratılmış olduğunun ilgili ayetlerini her mantığın anlayabileceği dilden izah edeceğiz inşallah. Hepimize de de anlamayı nasip eder cenabı hak inşallah. Altı binyıllık insanlık tarihinde dört kitap dönemi her kitap üzerine iki insan sıfatındaki resuller toplam sekiz resul her sekiz resuller arasında yedide karanlık firavunlar hüküm dönemleri olarak dünyada insanlık tarhının imtihan suresinin son bulacağı anlaşılmaktadır. Bu olguların toplamı on dokuz dönem olarak tamamında insanlığın dünyadaki imtihan suresi sona erecek olduğunu ilgili ayetlerin mealindeki manasında izahat edeceğiz.

Bu tanımlama oyun ve eğlence veya masal değil ilahi bir uyarıdır.  Dört kitap dönemi her kitap üzere iki resul toplamda on iki dönem yedide firavunlar karanlık ara dönemler hepsinin toplamı on dokuz eder işte kuranda onların üzerine on dokuz vardır ayetinin mealindeki manası bu olgunun ve on dokuzu tanımlayan diğer ilgili ayetlerin bir bölümünden her mantığın anlayacağı dinden izah edelim.

                                                   HADİD SURESİ AYET 4 Gökleri ve yeri 6 günde yaratan O`dur. Sonra arşın üzerine istiva etti. Arza gireni ve ondan çıkanı ve semadan ineni ve orada uruç edeni (yükseleni) bilir. Ve siz nerede iseniz O, sizinle beraberdir. Ve Allah, sizin yaptıklarınızı en iyi görendir.

HUD SURESİ AYET 7: Hanginiz en güzel ameli yapacak?” diye sizi imtihan etmek için 6 günde (6 yevmde) semaları ve yeryüzünü yaratan O`dur. Ve O`nun arşı su üzerinde idi. Eğer sen: “Muhakkak ki siz, ölümden sonra beas edileceksiniz (diriltileceksiniz).” dersen, kâfir olan(inkâr eden, örten) kimseler mutlaka (şöyle) derler: “Bu ancak apaçık bir sihirdir.”

ARAF SURESİ AYET 54: Semaları ve arzı altı günde yaratan, muhakkak ki sizin Rabbiniz Allah`tır. Sonra arşa istiva etti. Gündüz, onu süratle talep eden (takip eden) gece ile örtülür. Ve güneş ve ay ve yıldızlar O`nun emrine musahhardır (boyun eğmişlerdir). Yaratma ve emir O`nun değil mi? Âlemlerin Rabbi mübarektir, şanı yücedir.

YUNUS SURESİ AYET 3:Muhakkak ki sizin Rabbiniz Allah, semaları ve yeryüzünü 6 günde yaratandır. Sonra arşa istiva etti. İşleri düzenler ve O`nun izni olmadıktan sonra (olmadıkça) bir şefaatçi yoktur. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir. Artık O`na kul olun. Hâlâ tezekkür etmez misiniz?

KAF SURESİ AYET 38:Ve andolsun ki, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yarattık. Ve Bize (hiç)bir yorgunluk dokunmadı.

FURKAN SURESİ AYET 59: Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a kurulan Rahmân’dır. Sen bunu haberdar olana sor!

  SECDE SURESİ AYET 4:O Allah ki; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde halketti (yarattı). Sonra arşa istiva etti (arşı sevva etti, dizayn etti, vecdi arşta karar kıldı). Sizin O`ndan başka dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Hâlâ tezekkür etmez misiniz?

SECDE SURESİ AYET 5:Gökten arza kadar emri (Allah`tan gelen ve Allah`a dönen herşeyi) tedbir eder (düzenler). Sonra bir günde O`na yükselir ki, (o bir günün) süresi, sizin (dünya ölçülerine göre) saymanızla 1000 senedir.

HACC SURESİ AYET 47:Ve azabı senden acele istiyorlar. Ve Allah, asla vaadinden dönmez. Ve Rabbinin katındaki bir gün, sizin saydığınız bin sene gibidir.

Rabbin katında bir gün bizim sayacaklarınızdan bin yıl kadardır manada bir güm bizim katımızda binyıl kadardır altı gün Allah katında bizim katımızda altı bin yıl eder olduğu çok acık bildirimdir.  Cenabı hak madde âlemiyle batını mana âlemini bize benzerinden izah ediyor buradaki benzerlik Allah katında bir günün suresi bizim dünyada yaşadığımız bin yıl kadardır altı gün Allah katında bizim altı bin yıl dünyada imtihan olunacağımızın bilgisidir. İnanmayanlar kurana inanmamış olur kurana inanmamak Allah sözüne inanmamak Allah sözünü insan sözü gibi sanmak oysa bu söylem Allah sözüdür inansan, da inanmasan, da Allah sözü ezelden ebede kadar değişmez kanundur Allah sözünden dönmez.

İnsanlık tarihini altı bin yıl olması kâinatın yaratılışının veya diğer canlıların yaratılışı anlamını kapsamaz bu ayetlerin mealindeki manası sadece insanlık kapsam alanındadır. Cenabı hak bu altı bin yıllık imtihan surecinde insanlığın imtihan olunması üzerine doğru yolu tanımlamak üzere dört kitap dönemi bilindiği üzere Tevrat Zebur İncil ve kuran olmak üzeredir Her kitap üzerine iki resul tayın olunarak insanlığı manadan aydınlatmak üzerine görev aldığının ilgili ayetlerinden bize bildirmektedir ilgili ayetleri sıralayalım.

                                          ARAF SURESİ 160:Biz onları (İsrailoğullarını) ayrı ayrı oymaklar olarak on iki topluluk (ümmet) olarak ayırdık. Kavmi kendisinden su istediğinde Musa`ya: `Asan`la taşa vur` diye vahyettik. Ondan on iki pınar sızıp-fışkırdı; böylece her bir insantopluluğu su içeceği yeri öğrenmiş oldu. Üzerlerine bulutla gölge çektik ve onlara kudret helvası ile bıldırcın indirdik. (Sonra da şöyle dedik:) `Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin.` Onlar bize zulmetmedi, ancak kendi nefislerine zulmediyorlardı.

Bu ayetin mealindeki batındaki manası cenabı insanlık tarihinin başından sonuna kadar. 12 kabile kavım ve aynı kabile kavimlere on iki pınar tahsis ediyor. Her kavım kendi bulunduğu pınardan su içe çektir. Bu pınarlar cenabı hakkın insanlara resuller vasıtasıyla vahiy ettiği ilim pınarlarıdırlar. Bu pınarlar cenabı hakkın iman ederek cenabı hakka itaat edenlere manevi rızıklarıdır onların ebedi rızıkları olarak tahsis edilmiştir. Musa, nın asasını taşa vurarak su akması Mecazi benzerinde değişmeceli bir anlatımdır o pınarlar batınıdır zahiri değiller

                                             TEVBE SURESİ AYET 36:Muhakkak ki; Allah`ın kitabında (ifade edildiği üzere) ayların adedi, Allah`ın indinde semaların (göklerin) ve yerin yaratıldığı gün (zaman) 12`dir (12 olarak dizayn edilmiştir). Onlardan dördü haram (aylar)dır. Bu (dîn), kayyum olan dîndir. Artık onların içinde (o aylarda) nefslerinize zulmetmeyin. Onların hepinizle savaştığı gibi müşriklerin hepsiyle savaşın. Ve biliniz ki, muhakkak Allah, takva sahipleri ile beraberdir.

Cenabı hak bizlere mana âlemini madde âlemiyle benzeterek sunumunda manadaki ayların on iki olması manada aylar resulleri temsil ederler cenabı hak insanlık tarihinin imtihan sureci boyunca on iki resul tayin ediyor insanlığa bunların sekizi insan sıfatında dördününde kitap olarak tayin olunduğunu bilgisidir. Kuranda resul isimleri çoktur ancak her isim bir resul anlamında değil her sıfat isminin toplamı bir resul anlamındadır yanı hanı cenabı hakkın isimlerinin çokluğu nasıl cenabı hakkın birliğinde bir ise resul isimleri, de aynıdır resul isimlerinin sıfat ismi olarak Allah katından tayın olunan her resul döneminde birlikte tahakkuk ederler o isimler şekil ismi değil mana ismi batın ismidir.

BAKARA SURESİ AYET 60:Ve Musa (a.s), kavmi için su istemişti. Bunun üzerine: “Asânla taşa (kayaya) vur.” dedik. Böylece ondan (kayadan) on iki pınar fışkırdı. İnsanların hepsi kendi içeceği yeri (pınarını) bilmiğti. Allah`ın rızkından yeyin, için ve sakın azıp yeryüzünde fesat çıkaranlar olmayın.

Bu ayette On iki pınardan bahsediyor  bu pınarlar dan yiyin içinde bozgunculuk yapmayın diyor bu pınarlar insanlığın pınarlarıdır ondan yiyenler içenler bozguncu olmuyorlar bozguncu olmamak ilahi emirlere kuranın hükmüne tabı olmaktır. Kuranın hükmünü ilahi adaleti kabul görmeyenlerin tamamı bozguncudurlar bozguncular kâfirlerdir.

Bu Pınarların on iki olmaları insanlık tarihini imtihan surecinde baştan sona dört kitap her kitap üzere iki resul toplamda on iki dönem on iki pınar on iki lider her kitap üzere batından geçmişi ve geleceği batını olarak bildiren Resullerin tamamını tanımlar. İnsan sıfatındaki Resuller fizik olarak öldüklerinde onlardan kalan koltuğa oturan liderler insanlar hilafet makamını resulleri temsil ederler ara dönemlerde dört kitap dönemiyle beraber toplamda on iki bu bilgiler Allah katından manadaki batını bilgilerdir bu bilgiler kayıp âlemi bilgileridir kayıp bilgilerini Allahtan başkası bilemez ancak cenabı hak bizlere kuran vasıtasıyla resuller önderliğinde kayıp bilgilerini sunar kuranın batını manaya doğru yorumunun tahakkuku kayıp bilgilerinin yeniden sunuluşudur ki insanlık bu elde birlik beraberlik oluşturması ilahi emir olarak tüm insanlığa Allah katından kesin emirdir ilahi emirlere itaat etmeyenler sadece kâfirlerdir. Bu olgular Allah katından kuran vasıtasıyla bizlere ayetlerin anlamından bildirilir. Önemli olan anlamdır anlamsız kuran tarih kitabı statüsünde olur.

                                     “MAİDE SURESI AYET 12:Ve andolsun ki Allah, İsrailoğulları`ndan misak almıştı. Ve onlardan on iki nâzır  ımam lider görevlendirdik. Ve Allahû Teâla: Biz onları (İsrailoğullarını) ayrı ayrı oymaklar olarak on iki topluluk (ümmet) olarak ayırdık. Kavmi kendisinden su istediğinde Musa`ya: `Asan`la taşa vur` diye vahyettik. Ondan on iki pınar sızıp-fışkırdı; böylece her bir insantopluluğu su içeceği yeri öğrenmiş oldu. Üzerlerine bulutla gölge çektik ve onlara kudret helvası ile bıldırcın indirdik. (Sonra da şöyle dedik:) `Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin.` Onlar bize zulmetmedi, ancak kendi nefislerine zulmediyorlardı. “Eğer namazı mutlaka ikâme ederseniz, zekât verirseniz ve

Bu ayette diğerlerinin benzeri mahiyetinde aynı anlam ifade etmektedir on iki lider Allah katından mana âleminden tayin olunan resul sıfatlarıdır on ikiye olarak belirtilmiştir on iki imam on iki lider On iki ilim pınarları cenabı hakkın tayin ettiği liderler vahy üzerine resullerdir bunalar her kitap üzere ikişer insan toplam sekiz dört, de kitaplar on iki bunu anlamamak imkânsızdır aklını kullananılar içinResulleri sekiz olduğunu belgeleyen diğer bir ayeti okuyalım.

 HAKKA SURESİ AYETAllah), onu (fırtınayı) ardarda, 7 gece, 8 gün onların üzerine musallat etti. Bundan sonra o kavmi orada, içi boş hurma ağacı kütükleri gibi yerlere serilmiş görürsün. Burada Allah katından bahsedilen yedi gece sekiz günler fiziki geceler veya fiziki günler değil bu gece ve gündüzler mana alemi batın alemi gece ve gündüzleridir gündüzlerin sekiz oluşu cenabı hak bizlere dört kitap vahiy ederek her kitap üzerine iki resul tayın ederek dört kitaba sekiz resul her resul dönemi insanlığı cenabı hak mana alemi olarak aydınlatarak uyarmaktadır bu sekiz aydınlanma dönemi sekiz gün olarak maddenin manaya benzetilmesidir karanlık dönemlerin gecelerin yedi olması şu anlamdadır insanlık sekiz Resulün ardından yanı her resul döneminin ardından kurandan uzaklaşarak ilahi kuralları ilahi hükümleri yaşamaktan uzaklaşarak yanlış düşüncenin konumunda düşünce karanlık dönemleri fikir olarak sekiz resullerin ara dönemleri yedi olarak tahakkuk ederek birbiri ardınca devam ederek son yedinci karanlık donemin ardından kuran yeniden batını manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek bizim vasıtamızla sunumu insanlık sekizinci aydınlanma dönemine giriş arifesinde bulunmaktayız.

HİCİR SURESİ AYET 43 44 ve şüphesi cehennem onların hepsinin buluşacağı yerdir Onun (cehennemin) 7 kapısı vardır. Her kapı için onlardan taksim edilmiş (bölünmüş) bir grup vardır. Cehennemin kapılarının yedi olması bu kapılar insanlığı cehenneme sürükleyen batıl düşüncenin düşünce kapılarıdır. Firavunlar zihniyetinin dünya yönetiminden ilahı kanunları kuralların hükmünü hükümsüz kılarak kendi hükümranlıklarının dünya üzerinde yedi dönem olarak tahakkuk ederek vücut bulacağı hüküm bulacağının kuranın manasından bize bildirilişidir kurandaki mana âlemi batın âlemi ahret âlemidir. Ahretteki bu yedi kapı şekil kapıları değil fikir kapıları olarak yedi dönem dünyada İslam hukukunun kökünden kazıyarak yok edilerek hükmünün hükümsüz kaldığı dönemlerin bilgisidir. Sekiz resuller önderliğinde aydınlanma dönemi yedide firavunların batıl zihniyetinin hükümranlık dönemi toplam sekiz aydınlanma yedide karanlık dönem olmaktadır. on beş dönem dört, de kitaplar toplamda on dokuz işte altı bin yıllık insanlığın imtihan seriverin, de suresinde ki konum böyledir. şu an kuranın batını manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşu sekizinci aydınlık dönemine geçiş arifesi bu vesile altı bin yıl dolmak üzere bu vesile dünyada insanlığın imtihan suresi bitmek aşamasında olduğu gerçeğini görmek her insanın kendi kanaatindedir. Aklını kullanarak görürsen, de böyle görmezsen, de sonuç değişmez değişen sen olursun veya değişmeyen yine de sen olursun.

 MUDESSİR SURESİ AYET 30:üzerinde on dokuz vardır

On dokuz dönem insanlık tarihinde sekiz resul dönemi yedi firavun dönemi dört kitap dönemleri toplamda on dokuz çizelgede gayet güzel gene izah edilmiştir.

MÜDESSİR SURESİ AYET 31:Biz cehennemin işlerine bakmakla yalnız melekleri görevlendirmişizdir. Onların sayısını da inkâr edenler için sadece bir imtihan vesilesi yaptık ki, böylelikle kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, inananların imanı artsın; kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler; kalplerinde hastalık bulunanlar ve inkârcılar da, “Allah bu misalle ne demek istemiş olabilir?” desinler. İşte Allah böylece dilediğini sapkınlıkta bırakır, dilediğine de doğru yolu gösterir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. İşte bu, insanlık için sadece bir öğüttür.”

On dokuz dönem melekler yanı sebepler on dokuz dönem sebeplerinde insanlığın inanarak iman edenleriyle iman etmeyenlerinin ayrıntıya kavuşarak cennet cehennem ehlinin ortaya çıkışının imtihan sureci altı bin yılda tamamlanacak olduğunu aklıselim düşünenler anlarlar

Mevcut görünümlü çizelge insanlık tarihindeki on dokuz dönemin manadaki bölümünü şekil üzerinden kolayca izahat edebilmek içindir. Her kitap üzere iki resul resuller ara dönemleri karanlık gece fikir geceleri resullerde aydınlanma dönemleri olarak on iki yedide ara firavun dönemleri toplamda on dokuz eder. İşte bu on dokuzun tamamlanışı insanlık tarihinin altı bin yıllık surenin sonu demektir. Ve şu anda sonuncu döneme giriş arifesindeyiz yedinci karanlık dönemin sonu sekizinci aydınlanma dönemi kuranın işte bu şekilde mana olarak sunuluşudur. Bu düşüncenin tahakkuk ederek sunuluşunu hafife alınması düşünemeyen insanlar bir yana tahakkuk eden düşünceyi bile anlamayanlara şunu soralım bu düşünce sunulduğu halde anlamıyorsunuz diyelim. Ya bunu hiç bir şey bilmeyen nasıl anladı nereden öğrendi aklını kullananlar bunun yüzde yüz ilahi vergi olduğunu anlarlar şüphe edenler ise gereği gibi Allaha kurana inanmayanlardır onların inançları şek ve şüphe üzerinedir. Kiyamet saati ondokuz mucize bilgisi insanlık tarihinin altı bin yıllık suresinin konumunu gösteren mana saati aklını kullanan lar kurana inananlar mutlak anlarlar CİN SURESİ AYET 26.27.28.O bütün gaybı bilir. Fakat gaybını hiç kimseye açmaz. Ancak seçtiği elçiye açar. Çünkü onun önünden ve ardından gözetleyiciler salar. Bilsin diye ki, onlar Rablerinin elçiliklerini yerine getirmişlerdir. Allah onlarda bulunan her şeyi kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır * [Cin 26, 27, 28]

KURANIN BATINI MANAYA DOĞRU YORUMUNUN TAHAKKUK EDEREK SUNULUŞU GAYP BİLGİSİDİR ALLAH VERGİSİDİR.

ALİ İMRAN  SURESİ ayet 59:Muhakkak ki Allah`ın indinde (nezdinde) Hz. Îsâ`nın durumu, Hz. Âdem`in durumu (yaratılışı) gibidir. Onu topraktan yarattı. Sonra ona“ol” dedi ( ve o oldu).

Bu ayetin mealindeki manası Hz İsa manada insanlığın hak ve batıl olan konumunu yüzünü anlatan bir rehberdir İsa kuranın batın adıdır. Âdemin manadaki durumunu izah eder anlayanlara insanların batın yüzü mana yüzünü kuran tanımlayarak izah eder âdemin benzeri insanlığın manadaki benzeridir kuranın manasıdır.  NİSA SURESİ AYET 157:158: Ve onların, “Muhakkak ki, Allah`ın resulü Meryem`in oğlu İsa Mesih`i biz öldürdük.” sözleri (çok büyük iftiradır). Ve onu öldürmediler ve onu asmadılar. Fakat (öldürülen adam) onlara, (Meryem`in oğlu İsa Mesih`e) benzer olarak gösterildi. Ve muhakkak ki onun hakkında ihtilafa (anlaşmazlığa) düşenler, ondan (bu hususda) mutlaka şüphe içindeler. Onların, onunla ilgili olarak, zanna tâbî olmaktan başka bir ilimleri (bilgileri) yoktur. Ve onu kesinlikle öldürmediler (öldüremediler.Hayır, Allah onu, kendisine yükseltti. Ve Allah Azîz`dir (üstündür, güçlüdür), Hakîm`dir (hüküm ve hikmet sahibidir).

Bu ayetlerin mealindeki manası kâfirler kuranı öldürdük demelerinden dolayı cenabı hak onlara azap edecek kuranı öldürülmesi kuranın hükmünün dünya yönetiminden azledilerek hükümsüz kılınması bunu ön görenler kâfir olarak ebedi olarak cehenneme sürüklenecekler kuranın ölümsüz olması Hz İsa’nın ölümsüz olmasıdır. İsa bir beden bir insan olsaydı mutlak ölecektir, çünkü cenabı hak kuranda her nefis ölümü tadacaktır diyor. İsa insan değil nefis değil ölümsüz olmak üzere Allahtan gelen doğru yolu tanımlayan bir rehberdir, Doğru sonsuza denk doğrudur yanlış ise sonsuza denk yanlıştır. Düşüncenin doğrusu diriyi temsil eder düşüncenin yanlışı, da ölüyü temsil eder. Nisa suresi ayet 158 de onu Allah katına kendisine yükseltti anlamı kuran dünyada insanlık onu rehber edinerek doğru yola kavuşmaktan uzaklaşarak onun hükümran kabul etmeyince haliyle kuran Allah katındadır bizim katımızdan uzaklaştırılmıştır hükümsüz kılınmıştır şimdi kuran yeniden manaya doğru yorumunda tahakkuk ederek kurana mümin sıfatıyla iman edenler öncülüğünde Allah’ın yardımı bizimle beraber Hz İsa yeniden insanlığa ilahi adaletin rehberi olarak hükümran hükümdar olacaktır.
TAHRIM SURESI AYET 12:Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan İmran kızı Meryem’i de (inananlara) örnek gösterdi. O itaat edenlerdendi.

Bu ayetin mealindeki manası iffetini sağlam koruyan imanını sağlam koruyan hayâlı edepli bir insan Allah’ın kendisini resul olarak seçerek vahiyle rabbin kelimelerini kitaplarını doğrulayan doğru yorumlayan. (İmran kızı demesi) ilmini direk Allahtan alması başka bir elden temin etmemesidir. bir kız birisiyle evlenerek çocuk sahibi olur benzeridir o ilmini sadece Allahtan almıştır Allah onu seçerek görevlendirmiştir. Düşüncenin doğumu, da benzer gösterilerek vahiy Allahtan direk alarak sunumudur. Meryem bir madde çocuğun anası değil kuranın anası benzer verilmiştir. Kuranın manada bu şekilden sunuluyor cenabı hak bununla beraber insanlığı imtihan süzgecinden geçiriyor anlayanlara zorluk yoktur anlamayana ne dersen de ölülere anlatamazsın. İman ederek inananların ilki olarak diğer inananlara örnek teşkil eder resuller insanlığın iman edenleri önderi rehberi olarak örnektirler.

AHSAP SURESİ AYET 40: Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah`ın Resûl`ü ve Nebîler`in (Peygamberler`in) Hatemi`dir (Sonuncusu). Allah, herşeyi en iyi bilendir.

Cenabı hak her kitap üzere iki resul tayin ettiği üzere kuran kitap olarak sondur fakat onu yeniden manaya doğru yorumunda tazeleyerek sunacak bir resulün geleceği bu ayet resul olarak son demiyor nebiyi olarak son diyor bunu diğer bir ayetin mealinden de anlayalım. ALİ İMRAN SURESİ AYET 81: Ve Allah nebilerden size kitap ve hikmet verdim sonra size beraberinizde olanı (Allahın size verdiği kitapları) tastık eden doğrulayan bir resul geldiği zaman ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz diye misak söz aldığı zaman ikrar ettiniz mi kabul ettiniz mi ve bu ahdimi üzerinize aldınız mı diye buyurdu onlarda ikrar ettik kabul ettik dediler öyleyse şahit olun bende sizinle şahitlerdenim buyurdu

Bu ayetler her kitap üzerine ikinci defa resulün var olacağını bildirir kuranın hükmü dünya yönetiminde silindiği dönemin ardından yeniden kuranı hüküm makamına taşımak üzere cenabı hak yeniden öncü bir lideri görevlendirir onun görev aldığının bilgisi kuranı manaya batına doğru yorumunun tahakkuk ederek sunulan bilgisine vakıf kılınmasıdır

YASİN SURESİ AYET 14: Onlara iki (resûl) göndermiştik. Fakat ikisini de tekzip ettiler (yalanladılar). Bunun üzerine (onları) üçüncü (resûl) ile azîz kıldık (destekledik). O zaman onlar: “Muhakkak ki biz, size gönderilmiş resûlleriz.” dediler.

İki resulün üçüncüsü ile desteklenmesi üçüncüsünün kitaplar olduğudur kuran olduğudur kuranın batını manaya sunumudur her kitap üçlü olarak tahakkuk edişi toplamda on iki olarak tamamlanır işte kuranın batını manaya doğru yorumunda taşlar yerine oturur çelişkisiz olarak akıl mantık üzerinden sunulur akıl mantık üzerinden anlaşılır. Kuranın manada bütün olguları on dokuzun içerisindedir. Kuranda tanımlanan sıfatların hepsi evrensel olarak süreklidir Nuh un gemisi tüm insanlığın iman gemisidir kurana mana olarak iman edenler Nuh un gemisine binerler Nuh kuranın kendisidir. Firavunlar insanlık tarihinin başlangıcından bitimine kadar vardır Musa aynı insanlık tarihinin tamamında mana olarak batın olarak vardır şekilde değil şekilde insanlar vardır. Biz insanlar huzuru İslam, da arayacağız İslam, a tabı olan İnsanlarda, ancak şekil İslam’ında değil hüküm İslam’ındadır doğruluğu yaşamak ve yaşatmak isteyen insanlardadır. Her halükarda insanlar fanıdır faniye güvenlide olsa oda ölecektir. En güvenli resullerdir onlarda öldüler. O zaman biz bizi yaratana bakı olana güveneceğiz ve onun bize gösterdiği doğru yol üzerine olan kurana ve onun hükmünü yaşamayı ve yaşatmayı ilke edinerek birlikte hareket emeliyiz. Dağılmamalıyız dağıldığımızda şeytanı şer güçlere mağlup olarak esir düşeriz. Şu an dünyanın tamamında ilahı adaleti benimseyen insanlar birlik oluşturamadığı için esir düşmüşler. Ancak cenabı hakkın yardım eli gerçek samimi müminlerin birlik oluşturmalarını sağlaya bilmesi üzerine kuranın batını manaya doğru yorumunun ilmini vakıf kılarak yeniden birlik oluşturabilecek zemin olarak doğuş ve aydınlık partisinde bütünleşmek üzerine bütünleşerek gerçekten Allaha secde üzerine manadan namaza durmak mana mescidine toplanmamız Allah’ın emrinden elzemdir. Aklını kullanarak anlayarak inananlara ne mutlu

 NİSA SURESİ AYET 59Ey âmenû olanlar (îmân edenler)! Allah`a ve Resûl`e ve sizden olan idarecilere (emir verme yetkisinin sahiplerine) itaat edin. Bundan sonra Eger bir hususta ihtilâfa düşerseniz, o taktirde Allah`a ve ahiret gününe îmân ediyorsanız, onu Allah`a ve Resûl`üne götürün. Bu daha hayırlıdır ve tevîl (yorum) bakımından en güzelidir.

Bu ayette cenabı hak Allaha resulü vasıtasıyla itaat edin ve Allah ve resulü yolunda olan idarecilere itaat edin. Allah ve resulü yolunda olmayanlara itaat etmeyin çünkü Allah ve resulü yolunda olmayanlar Allaha şirk koşan firavunlar yolunda olanlardır ki; şu anki dünya yönetim anlayışında Allah ve resulünün yanı kuranın hükümran olmamasından dolayı Allah ve resulü yolunda olan yöneticiler idareciler olmadığına göre o zaman onlara itaat etmememiz gerekiyor. peki bu konumda ne yapmak gerekli yapılması gereken Allah ve resulünün yolunu savunanlarla beraber olmak gerekir. Allah ve resulünün yolunu savunanlar döneminin ardından kuranın manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunulduğu elde. Dünyanın tamamında ne kadar İslami düşünceyi savunan siyasi düşünceli partiler ve onlarla beraber olan insan toplulukları kuranın manaya doğru yorumunun tahakkukundaki elde birlik olmaları gereklidir.

 Allah ve resulünün yoluna uymaları Allah’ın kesin emri olduğu üzerine işte defalarca söylüyorum ve yazıyorum sağırlara işittiremiyorum. Ölülere, mi anlatıyorum sanki DOĞUŞ VE AYDINLIK PARTİSİ kuranın manaya doğru yorumunun tahakkuk ettiği el öncülüğünde kurulmuş bir partidir.

İşte düşüncenin tahakkuk eden bir bölümünden özet olarak sunum insanlık tarihinin dünya yönetim suresini sunuluşu her mantığın anlayabileceği dilden kuranın batını manasıdır. Bu anlayışımızdaki haklılığımızı fizik ve fikir olarak doğruluğumuzu her arenada geniş olarak anlatabilecek düşüncenin mensubu olarak bir insanın fikir olarak doğru olması fizik olarak doğru olması anlamına gelmez fikirlerin doğruluğu fiziki olarak yaşam alanında hayat nizamı olarak uygulanırsa o zaman bir insan fikren ve fizik, en doğrudur.

HUZUR İSLAMDA OLDUĞUNA GÖRE NEDEN DÜNYADA HUZUR YOK?  Nedeni dünyada İslam, in ismi var cismi hükmü yok, hükümsüz İslam Yok, hükmündedir. Çalışmayan yerinde duran park edilmiş arabaya benzer.  Gerçekten huzur İslam, da olduğuna göre neden huzur dünyada yok.?  Nedeni anlamak aklını kullananlara kolaydır.  Önce insanlığın fikrini çeldiler sonra kuranı hükümran olmakta aldılar daha sonra insanlığın imanını çaldılar ondan sonra zirzibirdik edip sokağa saldılar  ondan sonra İslam nerede kuran, da kuran, da elimizde olduğuna göre neden huzur yok.?  Gerçek nedeni kuranın dünyada devlet olarak hükmü yok sadece şekli var yanı bir insan doktordur ancak hastaları tedavi edecek bilgisi yok bu nasıl doktordur? Benzer olarak kuranı okuyan ilahiyatçılar İslam âlimleri doktor misali hastaları tedavi edecek bilgileri yok. Bu ne anlama geliyor. Bu insanlar kuranı mana olarak anlamaktan uzaktırlar anladığını sananlar oysa kuranı kesinlikle anlamazlar. Anlamamaları bir yana kuranı anlayanı bile anlayamazlar. Onlar gaflet içerisinde varsayımlar rivayetler üzerine din mensuplarıdırlar firavunlara tabidirler. Onlar kurana tabı değildirler onlar kurana tabı olduklarının zannındalar onların anlayışları şüphe ve zan üzerinedir. İşte onun için dünyada huzur yok toplumun rehberliğini yaparlar insanlığı yanıltarak firavunların peşinden sürüklerler. Kuranı kesinlikle anlayamazlar anlamamaları gayet doğaldır. Çünkü kuran bize mana âlemini anlatır. Onlarda onu mana olarak düşünebilecek kapasiteyi konumda değillerdir. Bir insan kendi kendine kuranı anlayabilecek kapasiteye kesinlikle ulaşamaz kuran manadan kayıp âlemi bilgilerini sunar kaybı Allahtan başkası bilemez ancak cenabı hak dilediği insan vasıtasıyla bildirir işte kuranın batını manaya doğru yorumunun tahakkuku kayıp âlemi bilgileri üzerine sunulmaktadır. Kayıp âlemi bilgileri okumakla elde edilemez kayıp âlemi mana âlemidir Allah vergisiyle elde edilir vahiy ilmidir kuranı anlama kapasitesi kendince olmayanlar kuranın manaya doğru yorumunun akıl mantık üzerinden sunuluşunu akıl mantıktık üzerinden anlayabilirler. Şimdi bu konuma geldik buradan ötesi Allaha ulaşmaktır. Veya firavunlar varsayımlar üzerine bozguncularla beraber olmaktır. KANDIL GECELERİ, ÜC AYLAR, ALTI GÜNLER, RAMAZAN AYI

 Bu tanımlamaların manadaki anlamını izah edelim. Kandil aydınlanmaktır ışıktır kandil resuller önderliğinde cenabı hakkın insanlığı aydınlatmak üzerini vahiy ilminin sunuluşu kandil olarak kutlanmaktadır. Batını Mana ahret boyutu böyledir. Üç aylar başlangıcı Regaip kandilidir. Manada üç aylar kuranda cenabı hak resulleri manadan ay benzetmesi yaparak sunar. Üç aylar her kitap üzere iki resul birde kitabın kendisi üç resul üç resulün ikisi insan üçüncüsü ise kuran üç aylar manadan bu anlamı ifade eder. Üç aylar Yasin suresinde cenabı hak üç ayların konumunu sunar

YASIN SURESİNDE AYET  14 DE Onlara iki (resûl) göndermiştik. Fakat ikisini de tekzip ettiler (yalanladılar). Bunun üzerine (onları) üçüncü (resûl) ile azîz kıldık (destekledik). O zaman onlar: “Muhakkak ki biz, size gönderilmiş resûlleriz.” dediler.

Yalanlama inanmamaktır üçüncüsü vahiy, in tahakkuk ederek onlara Allahtan mana ilminin verilişidir. Altı günler ise yerleri gökleri ve onun arasındakileri altı günde yarattı cenabı bu altı gün insanlık tarihinin dünya yönetiminde imtihan suresinin tamamıdır. Bu altı gün batında bizim bu dünyada yaşadığımız altı bin yıl kadardır yanı biz dünyada altı binyıllık imtihan olunmak üzerine yaratılmışız. İlgili ayetler genişçe izahat etmişiz.Ramazan ayı kuranı kerimin tamamının resullerin tamamının manadaki halidir. Ramazan ayını oruç tutmak kuranı oruç tutmaktır haram yememek yalan dememek orucu tutmaktır. üç ayları oruç tutmak altı günleri oruç tutmak muharrem ayında oruç tutmak bunların hepsi manada kuranı oruç tutmak ilahi emirleri yaşamak ve yaşatmak yalan dememek haram yememek yalan diyenlere haram yiyenlere uymamak onlara tabı olmamaktır. İşte bu ve bunun gibi kuranın batını manaya doğru yorumunun tahakkuku insanlığı batın olarak mana olarak fikir olarak aydınlatır. Bunun manadaki anlamı kandil ışık aydınlanarak karanlık yanlış düşüncelerden arınmaktır.

DÜNYADA DİNLER VE DİNLER İÇİ MEZHEPLERİN VARLIK SEBEPLERİ Allah’ın birliğine tüm insanlık inanır ancak Allah’ın birliğinde din anlayışlarının da bir olması gerekli olduğunu tüm insanlık akıl mantık üzerinden anlaması gerekir. Ezelden ebede kadar cenabı hakkın kanunlarının değişmez olduğuna göre dinin kuralları değişmez kanun olduğuna göre insanlık tarihinin başlangıcından bitimine kadar cenabı hakkın dini tüm insanlık üzerine eşittir tek ilahi din İslam olarak Allah, in insanlığa sunduğu din şeklidir. dünyadaki çeşitli ve çelişkili din anlayışları dinler içi çeşitli ve çelişkili mezhep anlayışlarının varlık sebepleri nedeni insanlığın ilahi emirleri mana olarak anlamamaktan kaynaklanıyor.. Cenabı hak insanlığa mana âlemini batın âlemini madde âleminin verileriyle benze göstererek anlatıyor. Bu anlayışı din bozguncuları tarafından manaya değil, de kuranı tanımlamasında sanki cenabı hak tarihteki olayları anlatırcasına topluluklara anlatmakta resuller adına din adına süslü laflar üreterek insanlığı ilahı dinin tanımlamasından uzaklaştırmakta dini kurallara şekiller üzerinden mabetler üreterek işte cenabı hakkın dini emri budur diye tanımlamakta insanlığı yanıltarak şekil mabetlerine yönlendirmekteler. İnsanlık ilahi dinin hükmünü tamamen yaşamaktan ve yaşatmaktan uzaklaşınca hakla batılın birbirine karıştırılarak insanlığın bu çelişkili konumdan çıkış imkânının kalmadığı dönemlerde cenabı yeniden dinin aslını resuller önderliğinde tazeleyerek sunmaktadır. İnanarak dinin aslını kabul edenler etmeyenler oluşunca her dini yeniden tazelenerek sunuluşunun ardında başkaca batıl olan din anlayışlarının kalıntıları olarak devam ederek gelmektedir. Her resul döneminin ardından farklı anlayışların kalıntıları halen Allah adına Allah’ın dini diye insanlık batıl üzerinden sözde Allah, in dini imiş gibi kabullenmekte ve kalıntıları devam etmektedir. Bu kalıntılardan top yekûn çekiş zemini olarak kuran yeniden batını manasına tazelenerek ezelden ebede kadar cenabı hakkın insanlığa sunduğu din anlayışında gerçekten cenabı hakkı temsil eden din anlayışında birlik olmak birlikte olmak birlikte hareket ederek Allah’ın adaletini dünya yönetimine hakem tayin ederek adlı makam olarak devlet yönetimi olarak hüküm bulmasıdır. Böylesi bir yönetim anlayışında dünyadaki yöneticilerin ilahi kuralları uygulamayanları yanlış yapanları derhal diskalifiye edilir.

Kuranın batını manaya yeniden doğru yorumunda ilahi din anlayışının aslı gerçeği insanlığa yeniden tazelenerek sunulmaktadır. İşte doğuş ve aydınlık partisi budur anlayanlara ne mutlu diyelim. Kuranın manasıyla bütünleşerek insanlığa sunuluşu cenabı hakkın rahmetinin selamının insanlığa sunuluşudur bu anlayışa tabı olanlar Allah’ın selamını alanlardır. Tabı olmayanlar Allah’ın selamını almayarak Allahtan ümidini kesenlerdir.

  BEYITLER EŞLİĞİNDE İSLAMİ DÜŞÜNCE

Cumhuriyet demokrasi laikliktir ilkesi: Adaletle bütünleşir ülkesinde simgesi

Bağımsızlık özgürlüktür ülkesinin ilkesi: Adalettir demokrasi laikliğin imgesi

Demokrasi laikliğin teminatı hürriyet: Hürriyete sahipse bir hür düşünce hüviyet Adaleti kalkan değil kılıç tutan bir millet: Haklılığı hak tanımaz setti aşan hürriyet

Demokrasi laikliği sözde tutan menfi yet: Hakka halka tecavüze hürriyeti hüviyet Adaleti kılıç değil kalkan tutan bir millet: Haklılığı hak tanımaz setti aşan hürriyet

Cumhuriyet demokrasi laikliğin emeli: Adalettir demokrasi laikliğin temeli Hür düşünce hürriyete sahip olma emeli: Adalet mülkün mülk adalet temeli

 Bu yol nereye gider bu yol geleni güder:  Bu yol yerinde durur bu yoldan gelen gider Geldik yolun sonuna yolunda sonu geldi: Vaat olunan kıyamet hesap zamanı geldi

 Akıl düşünce yolu düşünce aklın yolu: Bir Yol hakkın hak yolu biri batılın yolu

Vicdanı gönüldedir hakkıyla hakkın yolu: Akıl zekâ mantıkla görülür aklın yolu

Sayhalarda saydamlarda gezen ey manevi sancak. Namusu paraya döken yıldızın söndürenler                     ne alçak

Ey sancak iman nuruyla yıldızın yeniden parlayacak: Alçaklar istemezse de güneş doğdu doğuyor doğacak

Anıt kabir yoluna değil rabbin yoluna giden: Ölüden yardım değil ölüye yardım dilen

Öyle bir iman ki hak için hak yolda can veren: Korkmaz hiç kimseden sadece Allaha güven

Allahtan başka ilah yok bunu her kez biliyor: Kula kulluk nedir neden bunu bilmiyor

Yaratan yoluna değil ata yoluna gidiyor: Kalbinde yatana benim rabbim dediğini bilmiyor

Hakka giden hak yolcusu hak yolunu görendir: Doğru yolu görmeyen batıl yolda gidendir

Firavun misali ben ilahim hakka karşı gelendir. Düşünmeden gidenler kula kulluk ettiğini bilmiyor

İslam medeniyeti insan medeniyeti onun ismi adalet: Sorumsuzca yaşamak sadece şeytanı cinden ibaret.

Şeytan mısın cin misin Allah sana vermedi, mi emanet: Emanete ihanet kâfirlerden ibaret olduğunu bilmiyor.

Hakka giden hak yolunda gelin birlik olalım: Çekişmeye savaşmaya son noktayı koyalım.

Kıblemiz anıtlara değil beytüllaha kılalım: Şeytana tevil değil Allaha tekbirleriler varalım.

Fani dünyada sefa sürmeyi Şeytani havayı yelden alanlar

Helal, mi demeden haram yemeyi Cehenneme bedel satın alanlar

Malın helalı alın terinden Dünyada yaşa haram yemeden

 Namuslu olunur hayâ edepten Sonra yanarsın narı cehennem

Kâinat derya, yı eğlence sanman Fanı dünyaya sakın aldanman

Biraz düşünüp ibret almadan Nefsi hevanın keyfine dalman

Tadılan nefsi heva fanide kalır Yaptığın iyi kötü seninle gelir

Huzuru mahşere vardığın zaman Allah tan başka var mıdır kerim

Kimi ağlar kimi güler dünyadan Kimisi, de yorgun düşer sefadan

Yok, mudur ki düşkünlere el atan Elbet bir gün hesap sorar yaratan

Haktan gelen hakka gider dünyadan Ömrü biten çekip gider aradan

Yoktur o gün bir yardımcı el atan Elbet bir gün hesap sorar yaratan

Para varsa her kim ona kulum der Yoksa para yolun sokak yürü der

Yürüyecek mecali, de yok ise Sürün, sürün, sürün, sürün der

Seher vaktinin tan yeli gibi Ufuktan güneş görüldü elbet

Manadan dağlara gün doğar gibi Menfaat putları dökülür elbet

Manadan sancağı kılıç elinde Onları görenler iman ehlinde

Allah için biat seher vaktinde Ezanı Muhammed duyulur elbet

Ezanı Muhammed şekilden ezan Manadan hükmünü hükümsüz kılan

Böyle bir ezanda olur, mu selam Ezanın hükmünde selama gelin

Kuranı kerime inanan ümmet Manaya gelince duymayan millet

Bu millet aslında şekilden ümmet Manaya gelince sahtekâr millet

İslami kültüründen kopan bir nesil Kurandan manaya bakı nesin

Biraz düşünde aklın başına gelsin gel adalet rüzgârından sana, da değsin

İslami kültürüne dön toparlanı ver Uyan gaflet uygusundan yeniden canlanıver

Ashabı kehf gibi şahlan şahlanıver Zalimler ne işin adalet makamında

Açan bir gül çiçek olsan Dönüp yine solacaksın Bu dünyada sultan olsan Sende bir gün öleceksin

Ne meleksin nede hayvan Sana indirildi kuran Seni sorumlu kılan Yaratana kulluk eyle

Namusunu korumayan Hayâ edebi olmayan Ne bicimde insandır ki Deve kadar olamayan

 Allahtan korkmayan dinsiz Senin adın şeytan iblis Akıl gözü görmeyen his Firavunun komsuları Cehennemin yolcuları

Manadan kalem heceye Yok, u var eden niceye Akıl mantık düşünceye Hikmeti gücü kudreti

Madde benzer manalara Canlı cansız varlıklara Akıl zekâ mantıklara Hikmeti gücü kudreti

Sonsuz uzayın sırrını Yaratılışının ilmini Gece gündüzün rengini Hikmeti gücü kudreti

Yeryüzünden semalara Gökyüzünden yıldızlara Aya güneşe kurana Hikmeti gücü kudreti

Firavunlara Musa, ya Manadan deniz asaya Misali örnek kıssaya Hikmeti gücü kudreti

Hak yolunda sağı solu Biraz düşün doğru yolu Onu anan aciz kulu Hikmeti gücü kudreti

Elbet bir gün öleceğiz Yaratana döneceğiz Aras at, ın mahşerinde Nasıl hesap vereceğiz

Arasat, a giden yoldan Kimi sağdan kimi soldan Hakka giden doğru yoldan gelenlere selam olsun

Rüzgâr ıslama esiyor Nuh un gemisi geçiyor gel beraber yürüyelim firavunlar yol kesiyor

Nuh un gemisi kurandır onu anlayan kaptandır Anlayanı anlayalım onu anlayan haktandır

Doğru yolda doğru birdir oda haktan gelen hak dindir Hakka tabı olunmadan haktan bahsedeni dinsiz

Hak geliyor harıl harı ister çatla ister yarıl Doğru yolu tartışırken ister gücen ister darıl

Alacağın tedbir hiçe inananlar çıkar düze Doğru yola karşı duran sonucunda gelir dize

Allahtan gelen ilham inanana olur mehlem İnanmazsan görürsün sen kıyamete santim kala Anlayana sivrisinek anlamasan davul zurna Bu kadarda sağır olma kıyamete santim kala

   ÇİNLER VE İNSANLAR Kuranda insanlar ve cinler tanımlamasında Çinler insanlardan ayrı bir varlık değildir Çinler insanların fıtrat vicdan iç yüzüdür mana yüzüdür insanlık iki sıfat üzerine yaratılmıştır hak ve batıl üzerine batıl insanlar şekilde bedenen insan olarak yaratılmışlardır ancak batın olarak mana olarak batın yüzlerinde Çinlerdir Çinler şeytanların ta kendileridir. Şeytan hak tanımaz insanların mana yüzleridir. Manada ve şekildeki insanlar ise İnsanlar hem şekilde insandırlar hem, de manada insandırlar. Manadan insan olanlar Allah için mücadele edenlerdir. Şekilden bedenen insan fikrinden Çinler manadan Çinler ise sözde Allah için mücadele ettiklerini sanarak ilahi hükümlerin hükmünü kabullenmezler kabul eden insanlığı sürekli dünyada mücadele ederler.  Manada fikren insan olanlar ise sadece doğruluğu yaşamak ve yaşatmak üzere Çinlerle mücadele ederler onların manadaki sıfat isimleri firavunlar Çinler nemrutlar zalimler kâfirler münafıklar gibi çeşitli sıfat isimleri vardır mimin olan insanların ise kuranda adı gecen tüm resullere verilen sıfat isimlerindedirler. Bu konumlar fıtratı âlemde Allah katında batını manadaki olgulardır şekilden ancak dünyadaki tavırlarında onları tanıyabiliriz.  Hayvanlar âleminde her çoban kendi sürüsünü dilediği yerde otlatır. O hayvandır onları sahip olduğu çoban nerede otarırsa oradan otlarlar oysa insan hayvan gibi değildir insan düşünerek doğruyla yanlışı ayrıt edebilecek vasıflar üzerine yaratılmıştır. Körü körüne gelenekleri din edinmek bir düşünceyi kabullenmek hayvan misali sahip olduğun çobanın bayırından otlamaya benzer körü körüne gelenekleri din edinerek batıla hizmetkâr olmamak hakka hizmetçi olabilmek için akıl mantık üzerinden düşünerek doğru yolu bulmak doğruluğu yaşamak ve yaşatmak üzerine hayata tutunmak gereklidir. Doğru yol sadece ve sadece doğruluğu kuranın manasının doğru yorumunda birlik olarak olmak birlikte hareket ederek dünyada firavunlar Çinler yönetimini alt ederek dünya yönetimine sahip olmak ve sahip olarak ilahi adaleti İslam hukukunu dünyaya egemen kılmak ilahi adaletin getirdiği İslam hukukunu kısas üzerinden hesap ederek kanunlaştırarak Dünyada adlı makam olarak yeniden tesis ederek hükümdar kılmaktır. dünyanın ve tüm insanlığın hükümdarı Allah, tır bizde onun vekâletini sürdürmeliyiz. Anlayanlara ne mutlu. Dünyada bütün insanlık atasından dedesinden bulduklarını gördüklerini din edinir her kez kendi diniyle övünür her kez kendini doğru yolda olduğunu sanır oysa dünyada şüphe san üzerinden din anlayışı olmaz din kanat üzerinden emin olmaktır. Kurana inanmak sadece inandım demek değildir kuranın içeriğini anlamaktır içeriğini doğru yorumunun tahakkukunda anlayarak anlatanı anlayabilmektir. Doğru olduğundan emin olanlar olmayanlara anlatarak onların emin bir din üzerine olmalarını telkin ederler İslami tebliğ ederler emin olmak Muhammed, ün emin olmaktır.

ALLAHA ORTAK KOŞMAK KULA KUL OLMAK VE İNKÂR ETMEK NEDİR?. İnkâr nedir? İnkâr bir şeyi gizlemek inkârdır. Kuranı manadan akıl mantık üzerinden anlamadan varsayım rivayet üzerinden din edinmek ilahi kurallara değil, de insanı kurallara insanı kanunlara itaat ederek kurana inandığını sananlar kuranı inkâr edenlerdir. Kuran manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşunda akıl mantık üzerinden ayetten manaya din edinmeyenler ilahi kuralların ilahı kanunların dünya yönetimine egemen olsun şeklinde mücadele etmeyenlerin tamamı Şu an dünyada inkâr üzerinedir. Çünkü kâinatın tek hükümdarı vardır o da cenabı Allah, tır Allah’ın birliğinde bir olmak kuranın ayetten manaya doğru yorumunun tahakkukunda birlikte olmaktır. Kuranın manaya doğru yorumunu akıl mantık üzerinden kabul etmeyenler inkâr üzerinedirler. Kuranın hükmünü inkâr edenler Allaha ortak koşarak kula kulluk edinirler ilahi kuralların geçerli olmadığı dünyada insanı kurallar geçerli olur şu an dünyada insanı kurallar geçerli olduğuna göre bu kurallara uyanlar bu sistemin öncülerini ilah edinerek Allaha ortak koşarak onları ilah edinerek onlara kul köle olurlar bu konumdaki anlayış içerisinde din edinenler kuranı manadan inkâr edenlerdir. Kuranın şekline inanarak manasının anlamına uymayarak kuranı inkâr ederler bu konumdan çıkış yolu Allah’ın yardım eli kuranın batını manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunulduğu el öncülüğünde kurulan doğuş ve aydınlık partisinde birlik olmaktır. Bizden izah ederek kuranın manasıyla sunuluşunda İslam dininin yeniden tebliğ edilmesidir.  VICDANI ADALET OLMAYINCA İLAHİ ADALET HÜKÜMSÜZ KALIR                              İlahi adalet vicdanı adalet müminlerin vicdanında tecelli eder. Bu vesile dünyayı müminlerin yönetmesi gerekir vicdanında adalet olmayan insanların yönetici olmaları çıkar ve menfaat üzerine vicdansız bir anlayışa mensup oldukları için onların eline verilen kılıç ters teperek yanlış kullanılır. İlahi adalet fikir olarak keskin kılıçtır. Keskin kılıç hüküm makamında yanlış ellerde olursa yanı müminlerin elinde değil, de firavunların elinde olursa,  firavunlarla onunla beraber tüm mahzun insanları haklı haksız demeden katlederler onların elindeki kılıç kendini bilmez insanların rasgele hedefsiz insanların malları canları namuslar üzerinden dünyalık menfaat temin etmek üzerine kullanırlar. İlahi kuralları kanunları Allah’ın emirleri doğrultusunda kullanmayarak kendi çıkar menfaati üzerine hükmedenler. Zalimlerdir kendisini yaratan Allah’a yanlış yapandan medet umanlarda zalimdirler. Düşünki sana her şeyini veren sana hayat veren yaratanına yaranmayan zalimlerden ne beklenir ki. Birileri şöyle diyor kuranı biz zaten anlarız madem anlıyorsun neden birilerinin kuranı anlamayanların peşinden koşturuyorsun madem anlıyorsan geç öne ilahi adaleti hükmet geçemiyorsan geçenlerle beraber ol din adına dinsizlik yapanlarla olmamak gerekir. Allahtan gelen ilham inanana olur merhem inanmazsan görürsün sen kıyamete sanatım kala.

  İSLAM DİNİ YANLIŞ BİR EĞITIMIN ELİNE MARUZ KALMIŞTIR. Bu sebeplerden dolayı dünyada insanlar fitne fesat olarak yetiştirildiği ortada aşikârdır. İslam dini doğruluğu yaşamak ve yaşatmak üzerine insanların eğitilmesi öğretilmesi gerekir. Şu an İslam ülkelerinde ve diğer dünya ülkelerinde din anlayışlarının şekil üzerine kurgulanan konumu din olarak öğretilmektedir. Oysa İslam dininin manası doğruluğu yaşamak ve yaşatmak üzerine kurgulanarak doğruluk değerleri üzerinden kimsenin kimse hakkına tecavüz edilmemesi alın teriyle kazanılması, yalan söylenilmemesi, haram yenmemesi, büyüklere saygılı, insanlara karşı sevgiyle muhabbetle yaklaşmalı, düşkünlere yardım edilmesi, hayâlı edepli olunması, hırsızlık haksızlık edilmemesi ve her birey insan konumuna göre diğer verilerde, de meslek olarak eğitilerek dünyada yaşama hayata verimli bir insan olarak hazırlanması gereklidir. Hangi dalda eğitim alırsa alsın ister doktor, ister mühendis, ister sanatkâr, ister çiftçi, ister isçi, olsun hayatın değişik yönlerinde bulunduğu konumda doruluğu dürüstlüğü ilke edinmesi gereklidir. Yüzde yüz güvenilir şahsiyet olarak insanlığın sıfırdan eğitilmesi yanlış yapması durumunda gerçek Müslüman olduğunu Allah’ın sevdiği kabul edeceği insan olduğu toplumun bilincine yerleştirilmesi gereklidir. En güzel güvenlik güvenli insan yetiştirmektir. Bulunduğumuz zamanda İnsanlık dünyada bulunduğu gelenekler üzerinden dini eğitime maruz bırakılarak doğruluktan hayâdan edepten uzaklaştırıldı. Buna gelenekler görenekler anlayışları sebebiyet verdi. Bu konumda etkin olarak sokak kültürü TV, radyo, gazete, kitap, yayın kültürü ve benzer diğer veriler insanlığın yaşam hayatında etkin olarak eğitiminde yönlendirmeye sebebiyet verdi. Temiz aile kültürü zayi edilerek sıfırı tüketir konuma gelindi. İnsanlar insan kültüründen koparak hayvanı yaşam kültürüne büründüler. Hayâ edepten uzaklaştı insanı yaşam kültürünü yaşamaktan utanır hale geldi. Bu konumun sebeplerinden bir bölüm sunduk fakat İslam âlemi insanlığın dini eğitiminde namazı şekil olarak kılması eğitimini buna benzer oruç hac Kuranı şekilden okuma eğitimlerini verildi. Bunlar dini eğitim olarak kabul ederek toplumu yanılttılar ve yanılmasına vesile oldular. Oysa din sadece kuranın tanımlamasında doğruluğu yaşamak ve yaşatmak olarak insanlığın eğitilmesi gerekli olduğunu ve hayata mutlaka tutuna bilmesi için mesleki eğitim alması hem kendisine hem de insanlığa faydalı nesil yetiştirilmesi gerek tığını anlamak lazım. Şekil üzerine kurgulanarak manadaki anlamından uzaklaştıran din anlayışları toplumları geri bırakarak aciz duruma sefil duruma maruz kalmalarına sebebiyet vermiştir. Bu durumdan derhal geri dönülerek insanlığın önce eğitilerek her birey kendi konumuna kapasitesine göre eğitilerek öğretilerek meslek sahibi olarak üretken temiz güvenilir bilgili bir nesil topluluk sahibi olmak dünyada birbiri sırtından geçinmeyi değil birbirine yardım eden bir nesil yetiştirmeyi ile edinerek geye edinmeliyiz.  Hayâ edep inananın duygusu, Geniş olur Müslümanın örtüsü. Helaline görünmendir doğrusu, satılık mal vitrinimi koyuldun.

DÜNYADA ÜRETEN İNSAN YÜZDE ON TÜKETEN YÜZDE DOKSAN İnsanlığın baştan yarısı çocuk yaşlı hasta kalan yüzde elli sininde Bir bölümü asker bir bölümü polis güvenlikçi bir bölümü sporcu bir bölümü devlet memuru devlet yöneticisi şekil mabetlerinde sözde imam bir bölümlüde bedavacılar Rantiyeciler hortumcular. Geriye ne kaldı en fazla yüz de on yanı on kişi çalışıyor yüz kişi geçiniyor. Bu toplumun en az çalışan kesimini üreten kesimini yüzde otuzun üstüne çıkması mümkün olması için üretici konumuna gelmesi için güvenli insan yetiştirilmesiyle mümkündür. İnsanlar güvenli olunca hakka hukuka saygılı bir toplum olarak yetiştirilince. Kavga olmaz kavga olmayınca polis olmaz savaş olmaz savaş olmayınca asker olmaz olsa bile azınlık olur tüketen kesimden üreten kesime geçilir. Düşünki ülkemizde veya dünya ülkelerinde kaç bin asker var, bu askerlerin sayısı yüzde yirmiye inse yüzde sekseniyle kaç tane fabrika çalıştırırsın veya değişik alanlarda neler yapılır. Birde polis teşkilatını düşün birde ülkede hayal üzerine kurgulanan gerçeği yansıtmayan din adına derlenerek insanlığı yanıltarak şekil mabetlerindeki din görevlilerini düşün. Bu insanlar üretim üzerinden ekona mık alanda var olursalar ne olur dünyada her alanda bolluk olur. Hiç kimse muhtaç olmaz işsiz kalmaz dünyada alanlar arz geniş nice yerler başıboş araziler duruyor. Bu anlattıklarım sadece insanların güvenli olarak yetiştirilmesi eğitilmesinden elde edilecek veridir. Bunun için bizim fikrimiz üzerine kuranın manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşu rehberdir. Tabidir ki bu konumlar zaman surecinde olgunlaşır. Biz bu ilkeler üzerinden dünyanın ülkelerinin adaletli bir yönetime kavuşması gereklidir ve elzemdir. Her hesabın sonunda doğru bir olduğuna göre doğru olan anlayışlar doğru olan kanunlar adaletin temsilcisidir. Bu doğrunun hukuk olarak elde edilmesinin konumunu cenabı hak bize kısas üzerinden hukukunuzu hazırlayın diyor. Kısas üzerinden hazırlanmayan hukuk asla adaleti temsil etmez. Kâinatın yaratanda yönetende Allah’tır. Bizde onun yönetimine uymak uygulamak zorundayız ancak cenabı hak kâinatımda sebepler vasıtasıyla yaratmış yönetimini de sebepler vasıtasıyla sürdürür dünya yönetiminde cenabı Allah insanı vasıtasıyla insan sebebiyle yönetmek üzeredir. Ancak insan bu yönetim anlayışında Allah’a istinaden ihanet ederek kendi anlayışını kendi kurallarını uygulamak istemektedir. İki insan topluluğu karşı karşıya gelerek birisi hakkı ister birisi haksızlık ister. Bu konum üzerinden insanlık dünyada imtihan süzgecinden geçer.  Ve dünya sonunda ilahi adaletin hükmüyle onun huzuru saadetinin tahakkuk edişiyle son bulur son bulmak üzerine olduğunun izahatını düşüncemizin özet mahiyetinde de olsa aklını kullananlar mutlaka anlarlar.

                     DÜNYADA HİCBİR ÜLKE BAĞIMSİZ DEĞİLDİR.

 İnsanlık hiçbir zaman bireysel olaraktan kurumsal olaraktan veya devlet olaraktan bağımsız değildir. İki sıfat üzerine bağımlılık vardır. Bir ilahi kanunlara bağımlılık veya şeytanı konumda insanı kanunlara bağımlılık vardır. Hakka bağımlı olmak ilahi adalete kurana hükmüne tabı olmak haksızlık üzerine insanı kanunlara batıla bağımlı olmak vardır. Batıla bağımlı olmak kula kul olmak fizik gücü üstün olana bağımlı olmaktır. İlahi adalete bağımlı olmak hakka hukuka riayet ederek vicdanen adıl ve adaletli olmaktır Allah’a kul olmaktır. Şeytanı olarak insanı kanunlara bağımlı olan ülkeler sözde bağımsız olduklarını söylem olarak kullanırlar fakat dünya meselelerinde kendi çıkarlarını dünya menfaatlerini ön planda tutarak hakkın değil güçlünün yanında yer alırlar. Kuran Allah katından tüm insanlık üzerine eşittir olarak ilahi kanundur. İlahi kanunlara tüm insanlığın eşittir olarak itaat ederek uyum sağlayarak uyması gerektiği Allah’ın emridir olduğunu tüm insanlık bilir. Buna mukabil Dünyanın tamamında Allah’ın kanunları hükümsüz insanların uydurduğu kanunlar hüküm makamındadır., Hangi kanunlara itaat edersen onu ilah edinirsin kimin emrinde isen onu ilah edinerek ona kul olduğunu her aklıselim insanın gördüğü veya görmesi gerektiği gerçektir. Bunun böyle olduğunu göremeyecek kadar aklı olmayanlardan Allah hesap sormaz fakat görecek seviyede olup da önemsemeyenlerin vay haline.  Şuan dünyada tüm insanlık kula kulluk düzeninde kula kul olmaktadır. eğer ki ilahi adaletin hükümranlığının dünyaya egemen olması yönünde bir caba sarf etmiyor ise. Kula kul olmaktan tüm insanlığı Allah’a kul olmaya Allah’ın kanunlarını dünyaya egemen kılmak üzerine kurduğumuz doğuş ve aydınlık hilafet partisine katılarak katkıda bulunan insanlar kula kul olmaktan Allah’a kul olmaya yöneliştir. Kanıtı kuranın batını manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşudur. Allah’ın emirleri dünyada insan eliyle hükmeder. Kuranın hükmünde İlahi kanunların hükmüne tüm insanlık Allah’ın emrini tebliğ eden ve yönetimde yetki makamında hükmeden öncülere Allah’ın emrinin hüküm makamına taşımak isteyenlerle beraber öncü olmaya veya öncülere uymaya iştirak ederek itaat ederek uymak zorundadır. Allah’ın emrine itaat etmeyenler Allah katından belirtilen kefirlerdir. Allah’ın emrine itaat şekli Allah’ın emrine uyanlarla beraber olmaktır. Kurana şekilden inandım diyenler şekiller üzerinden şekil mabetlerinde Allah’a ibadet ettiği sananlar. Oysa Allah’ın hükmüne kuranın dünya yönetimine ilahi kanun olarak egemen olmasına sahiplenerek mücadele etmedikçe kurana inandığı halde kuranın hükmüne tabı olmadıkça kuranın hükmü için mücadele etmedikçe kurana inanmamışlardır. Kuran tüm insanlığın anayasasıdır. kuranı anayasa olarak devlet olarak millet olarak dünya olarak yönetimlerde kabul etmeyenler kuranı anayasa kabul etmeyenlere itaat edenler onları ilah edinerek onlara kulluk ederek onları Allah’a ortak koşarak şirke düşerler. İnsan kendisi gibi diğer bir insana ilah diye inanması söz konusu değildir. kendisini yaratanın emirlerine değil, de kendisi gibi yaratık olan Allah’ın hükmünü kabul etmeyen diğer bir insanlığın emrine itaat ederek biat etmesi onları ilah edinmesidir. İlah diye inanması söz konusu değildir. Fakat onları ilah edindiğini bile anlamaması onlara lider olarak tabı olduğunu sanmaktadır. Oysa o liderler kendi kanunlarını veya kendisi gibi diğer insanların uydurdukları kanunları insanlara yönetim olarak kabul ettirme yönünde dayatmada bulundukları için onları ilah edinirler. O tabı olduğu liderler Allah’a tabı olmadıkları için Allah’a tabı olmayanlara tabı olmak onları ilah edinmektir. Allaha tabı olmak kuranı manasıyla bir bütün kabul ederek rehber edinerek hükmüne uymak ve devler yönetiminde uygulamaktır. Şu an dünyada tüm insanlık Allah’ın hükmünden kuranın anayasa oluşundan uzaklaştırılmış olarak İlahi kanunlar dünya yönetiminden azledilerek sıfırlanarak silinmiştir. Yerine firavun zihniyetliler kendisini ilah sıfatına koyarak insanlığın dünya yönetimini kendi uydurdukları kanunlarla yönetmektedirler. Bunun manadaki anlamı ilahlık davasıdır. Kuranda firavun kavmine ben ilahim dedi ayetinin mealindeki manası budur. Bu zihniyetteki dünya yönetimine itaat ederek biat eden insanlık onları ilah edinerek Allah’a ortak koşmakta bu vesile şirke düşmektedir. Şu an dünyanın tamamındaki konum budur. Kuranın manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşu insanlığın bu konumdan kurtuluşuna vesile olarak Allah’ın manevi yardım elidir. Aklını mantıklı kullanarak bu elde tutunmak birlik beraberlik oluşturmak insanlığın kurtuluşudur. Müslümanlığın varlığına inanmak Müslüman olduğun anlamına gelmez, Müslümanlar ilahı kanunları ilahi kuralları yaşamak ve yaşatmak mücadelesinde bulunmak zorundadır. Bu zorlukları bireysel olarak kurum ve kuruluşlar olarak devlet ve millet olarak tüm dünya insanı olarak aşmak için çalışmalıyız. Bu durumu kabullenmeyenler kendilerinin Müslüman olduğunu sanırlarken münafıklar konumuna düştüklerini anlamazlar. fakat insanlık kendisine ilahi adaleti ilahi kanunları Allah’ın hükmü üzerine kuranı rehber edinerek dünya yönetimine egemen kılmak amacında doğuş ve aydınlık partisi saflarına katılması katkıda bulunmak üzerine sponsor olarak destekleyici olması gerektiğinin bilincinde Allah adına Allah için hizmetkar olmasını anlaması gereklidir. Aklını kullanarak mantık yürüterek kula kul olmaktan Allah’a kul olmak mücadelesinde bizim gibi tüm imkânlarını seferber ederek mücadele suresindeki Allah için mücadele kervana katılması Sonsuzluk üzerine kendi menfaatine olduğunu anlaması fıtrat olarak mümin olmasındandır. Aklıselim insan olup da Allah’ın kanunları dünyaya egemen olsun kervanına katılmayan katkı sağlamayanların tamamı inkârcıdır. Allah’ın kanunları dünyaya kuranın manaya doğru yorumunun tahakkuk ettiği el öncülüğünde olgunlaşır. Aklını rahmanı olarak kullanan tüm insanlar kuranın manaya doğru yorumunun tahakkukunun sunuluşunda düşünceden anlayacak konumundadır. Aklını rahmanı değil, de şeytanı sıfatta kullananları cenabı hak şek ve şüphe içerisinde bırakır onlar kuranı rivayetler varsayımlar uydurmalar üzerinden gelenekler din edinirler. Onlar kula kulluk edindikleri sebebine dinlerinde yanılgıdadırlar çünkü Allah’ın dini hükümdarlık üzerindedir şekil üzerinde değildir. Biz doğuş ve aydınlık partisi genel başkanı olarak kuranı manaya doğru yorumundaki fikrimizden yüzde yüz emin olarak bu yoldayız. Fikrimizin kuranın batını manya doğru yorumunda yanıldığımızı izah edecek dünyada tek bir insan kesinlikle olamayacaktır. Eğer bilim ve ilim üzerine bizim yanıldığımızı izah edecek fikrini sunarak bizimle müzakere ederek bunu tüm insanlığın huzurunda tartışabilecek konumunda kendisine güvenen varsa biz her arenada hazırız. İşte biz buyuz. Kendinden yüzde yüz emin olan kendine yüzde yüz güvenen insanlarla beraber olmak gereklidir. Kimseyi aldatmak töhmet altında bırakarak çıkar ve menfaatçi değiliz. Biz İslam dininin hükmünü Allah için makama taşıma mücadelesi veren bir şahsiyetiz biz İslam’ı kullanarak makam peşinde değiliz biz İslam’a kul olarak İslam’ı makama taşımak mücadelesindeyiz anlatımlarımızın ve verdiğimiz mücadelenin karşılığı bu değil midir?

Allah cenabı hakkın adaleti dünyaya egemen olsun üzerine mücadele edenlerle mutlaka beraberdir. Allah bizimledir bunu aklıselim düşünenler anlarlar. Kaptansız gemi yürümez kaptan kuranın manaya Allah katından kuranı manaya doğru yorumunun vakıf kılınan düşüncenin tahakkuk edişindeki sunuluşu kesin kanıttır. Ey insanlık dünyayı yönetimine söz sahibi olanlar bulunduğunuz konum yüzde yüz hiç şüphesiz ilahlık davasıdır. Ey dünya insanlığı kendisini ilah sıfatına koyan şu anki dünya yöneticilerine itaat ederek onlara biat ederek onları ilah edinerek Allah’a orak koşmaktan vaz geçin. Eğer vaz geçerek kuranın manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşunda İslam dininin yeniden düşünce olarak tazeliğinde doğuş ve aydınlık partisi saflarına katılırsanız hem bu dünyada hem de sonsuzluk âleminde bu bizim sizin ve tüm insanlık için hayırlı olandır. Cenabı Allah bir, doğru bir doğrulukta bütünleşen insanlık tek elde bir, Allah’ın insanlığa tayın buyurduğu resullerin hepsi de Allah yolunda birdirler. Çoğunluk hak değildir hak doğrudur doğruluktur. Doğruda karar kılarak Allah’ın birliğine tabı olanlar hepsi bir elde bir olarak birlikte olanlardır. Kuranın manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunulduğu el Allah katından insanlığın birlik oluşturmasının gerektiği el olarak cenabı hakkın yardım elidir kim bu elde bir olursa doğru yolu bulmuş olur kimde bu elden uzaklaşırsa kendisini karanlık varsayımlara şeytana amelde bulur şeytana amade kılar.  DÜNYANIN TAMAMI İLAHİ ADALETLE YÖNETİLMELİDİR.

Kuranın rehberliğinde Tüm dünya ülkelerinin yasaları anayasaları eşittir bir olması birlikte olması gereklidir.  Bunun için hilafet devleti olarak dünyanın tamamı tek devlet statüsünde hilafete bağlı olmasını hedef ve ilke edinerek mücadele etmeliyiz sonucunu cenabı hak tayın eder biz bu yolda mücadele etmeliyiz düşünki bir insan haktan hukuktan doğruluktan bahseder. Eğer ki kuranın hükümlerini yaşamak ve yaşatmak mücadelesinde yer almıyorsa yalancının ta kendisidir. Çünkü insanlığın doğru yolu bulması kuranın batını manasıyla tanımlanmasıdır. Kuranı doğru yorumunun tahakkukunda rehber edinmeyenlerin haktan hukuktan doğruluktan bahsetmeleri sadece dilindeki kuru sözdür kalbinden fıtratından vicdanından bağlantılı değildir. Kuranın doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşunu rehber edinerek hayat nizamı kabul ederek yaşamak ve yaşatmak mücadelesi verenler fıtrat olarak vicdan olarak kalbiyle dili bir olandır. Kalbiyle dili bir Onlarla birlikte olmak cenabı hakkın birliğinde bir olmaktır ve sadece cenabı hakka kul olmaktır. Kuranı rehber edinmeden dünyada yönetime talip olanlar veya yönetime haiz olanlara tabı olarak onlarla birlikte hareket edenlerin tamamı kalben temiz olmayan kalben fitne fesat olanlardır. Mürşidi kâmil olarak diye peşlerinden koşularak onların etrafında dönerek cemaat oluşturanlar onların müşriki kâfir oldukların haberdar değillerdir. Nice mürşitlerin müşrik oldukları kuranın batını manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşunda gün yüzüne çıkacaklardırlar. O müşrik olanlar kuranın batını manaya sunumunda karşıt olarak müşrikler olarak cephe alırlar. İşte o zaman onların kalpleri ortaya çıkar, ancak onları aklıselim düşünerek akıl edenler batına ve manaya iman edenler anlayabilirler, diğerleri, de onlar gibi şek ve şüpheli olarak müşrik olduklarını anlayamazlar. Onların akıl mantık gözleri kördür görmezler, kulakları mana olarak sağırdır işitmezler, onları kuranı mana olarak anlamazlar ne kader anlatırsan anlat kesinlikle anlamazlar. Çünkü cenabı hak kâfirlerin kalplerini mühürlemiştir. Kuranın tanımlaması böyledir. İlahi adalet batına manaya iman eden insan eliyle dünyada tecelli eder insanların ilahi adaleti yaşamak ve yaşatmak mücadelesi verenlerle birlikte olanlar Allah’a tabı olurlar. Çünkü hüküm Allah’ın hükmüdür kuranın hükmüdür hükmedende kuranı hükmeder hükme itaat edende kuranın hükmüne itaat eder insan aracıdır. Allah’a istinaden Allah’a vekâleten hükmeder nasıl ki valinin olmadığında vali yardımcısı vali görevini üslenirse insanda dünya yönetiminde Allah’ın yardımcısıdır. Kim Allah’a yardımcı olursa Allah’ta ona yardım eder. Çünkü Allah adildir adaletlidir cenabı hak adil olanlara adaletli olanlara yardım eder. Ancak cenabı hakkın yardımı sebepler vasıtasıyla tahakkuk eder münafıklar kâfirler sebeplerden olduğunu sanır müminler ise Allahtan olduğuna inanır. Bir insan fıtrat ve vicdan olarak müminse her nere giderse gitsin mümindir, fıtrat ve vicdan olarak değişmedikçe. Bir insanda fitne münafık kâfirse her nere giderse gitsin gittiği her yerde her zaman kâfirdir, fıtrat olarak vicdan olarak değişmedikçe. Şekil ibadetlerinin işlenişinde uygulanışında vicdan olarak fıtrat olarak değişim sağlamadıkça bir anlam ifade etmez. Düşünki bir her hangi bir hayvanı dünyanın neresine götürürsen götür dünyanın tamamını ona gezdir her nere giderse gitsin o hayvan ne ise gene hayvandır. İnsanlık şekilden değil fikirden fıtrattan değişir bir insan kuran ahlakını kendisine rehber edinirse o zaman değişir. İnsanlık şekil ibadetlerine ister camiye ister Arabistan’a hac diye gitsin ister hayvanı kurbanlık diye kessin isterse şekil bazında aç durma orucu tutsun isterse kelimeyi şahadet sözlü olarak söylesin bunların hiçbir anlamı yoktur. İslam fıtratında doğruluğu yaşamak ve yaşatmak fıtratında kuranı rehber edinerek Allah’a tabı olma fıtratında değilse ne yaparsa yapsın hepsi nafile hepsi boşunadır. İnsanlığın Allah’a ibadet etmesi ilahi emirlere doğruluğu yaşamak ve yaşatmak fıtratında vicdanında olmasındadır. Bu fıtrat üzere olan insanlar dünyada ilahi adaletin hükümran olması yönünde sürekli mücadele ederler. İlahi adaletin hükmü için birlikte olurlar birlikte hareket ederler. İlahi adalet hükümran olmadığı hilafet makamının azledilerek düşürüldüğünde Allahtan yeniden ilahi adaletin hükmünün yeniden tesis edilerek hüküm makamına taşınması için kuranın manaya doğru yorumunun tahakkukunda bir olurlar birlikte olurlar. Bizi iyi anlayın İslam dini hükümranlık üzerinden İslam dinidir. hükümsüz İslam, İslam değildir. İnsanların Allah adına uydurdukları din anlayışıdır ve Firavunların dinidir, Gerçek Müslümanların dini değildir. Kâinatı yaratanda yönetende cenabı Allah’tır Allah’ın yönetim şeklini değiştirerek başkaca yönetim şekli uyduranlar Allah’ın haram dediklerini helal dercesine dünya yönetiminde ruhsat verenler cenabı hakka küfredenlerdir. Allaha küfredenlere biat ederek itaat ederek onları göz göre göre ilah edinerek Allah’a ortak koşanlar top yekûn kâfir olarak ölenlerdir. Firavunlara itaat edilmese onlarda firavunluk edemezler firavunlara itaat edenlerin hepsi firavundur Allah’a saygısızlık ederek Allah’a küfür edenlerdir ki küfür yönetimlerini ayakta tutanlara yazıklar olsun dünyada insaniliğin katliamının sebepleridirler.

İNSANLIĞI DÜNYA CIKARI İÇİN KATLEDENLERE UYANLAR

İnsanlığı dünya çıkar uğrunu katledenler zülüm edenler bu dünya yönetimine sahipseler onların bu dünyaya yönetimlerine itaat ederek destekçi olanlara hiç düşünmez misiniz ki dünyada katillerden ne beklenir. Katılın dostu olmaz katılın dostu menfaattir çıkardır bugün onu katleden yarın şunu katleder diğer bir günde sırası sana gelir seni katleder. Fakat Allah’a gönülden inanan insanlığın katledilişini kabul edemez eğer ki buna dur demek için kurban olmak Gerekirse ki gerekir. bu katliama dur demek adına Allah adına kurban olmak için öncü olmak gönüllü gerekirse ölümü göze almak müminlere farzdır. Ancak körü körüne değil sadece insanlığı uyarmak uyandırmak aydınlatabilmek konumunda biz insanlığı fizik olarak öldürmek değil fikren müminleri dirilmek. Kâfileri, de fikren öldürmek kâfirlerin fikren ölümü onların fikirlerinde yanıldıklarını düşüncelerinde yanlış yolda olduklarını, insanlığa anlatarak onların düşüncelerini çürütmek onları fikren öldürmektir. Yanı doğru bilinen siyasi anlayış düşüncelerini doğru bilinen din anlayışlarının doğru bilinen yanlış yolda olduklarını mantık üzerinden sunuluşu kâfirlerin fikren ölümüdür.  Onların fikren öldüklerinde kendilerine biat edecek insan bulamazlar dünya yönetiminden azledilerek sıradan vatandaş olarak sürüye katılarak alın teriyle çalışmaya başlarlar çoban olmaktan koyun olmaya otlamaya başlarlar Müminlerinde gafletten uyanarak dirilmeleri kâfirlerin dünya yönetiminden azledilerek düşürülmeleri sebebidirler. İşte Hz. İsa nın ölüleri dirilme mucizesi böyledir kuranın manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşu insanlığın iman edenlerini fikren diriltir. İşte Hz. İsa ölüleri böyle diriltir.  Hz İsa kuranın manaya doğru yorumunda fikren Allah katından zuhur eder aklını kullananlar Hz. İsa’yı aklıyla beraber görürler cenabı Allah’ı görür gibi cenabı hakkı insanlar inanarak akıl gözüyle görürler. Zalimler dünya yönetiminde insanlığı koyun sürüsü gibi davar gibi sürüyorlar süründürüyorlar etinden sütünden faydalanıyor. Karşı gelenleri de katlediyorlar. İnsanlığı mutlu bir azınlık dünyanı hamaliyesinde çalıştırıyor karşılığında vermiyor. Artık dünyada insanlık uyanmak aşamasındadır. Minareye ak düşüyor Çankaya’dan çan düşüyor uyan gaflet uygusunda azap gafile düşüyor. Hem de öyle bir azap ki hem bu dünyada hem de ebedi âlemde anlayana anlatıyoruz.

    KADİR GECESİ VE RAMAZAN AYININ MANADAKI ANLAMI

Duhan Süresi, 1-7 Ha-mim. Aydınlatan kitaba yemin olsun! Biz onu mübarek bir gecede indirdik; biz daima uyarmaktayız. O gecede bizim katımızdan bir emirle hüküm ve hikmet konusu olan bütün işler ayrılır. Rabbinden, eğer gerçekten biliyorsanız göklerin, yerin ve bunlar arasında olan her şeyin rabbinden bir rahmet olarak biz devamlı göndermekteyiz. O her şeyi işitmekte ve bilmektedir.

Bu ayette cenabı hak, hakla batılın düşünce olarak insanlık fikrindeki anlayışında ayrıt edilerek ayrılacak olması İslami düşüncenin yeniden cenabı hak katından resuller önderliğinde sunuluş dönemlerinin kapsamındadır. İslami düşüncenin vahyin yeniden tazelenişi insanlığı aydınlatan ruh halinin düşünce olarak akıl mantık üzerinden aydınlanışının surecindedir. Kuranı gece vahiy edilişi fizik gecesinde değil fikir gecesindedir insanlar kuranı batını mana olarak anlamaktan uzaklaşması karanlık dönem olarak gece olarak tabir edilmektedir karanlık gecelerin ardından Allah katından resul tayın olunmadıkça insanlık kendi halince karanlık düşünceden aydınlığa kavuşması imkân dâhilinde değildir. Çünkü kuran manadan insanlığın geçmişe ve geleceğe dönük bilgilerini manadan kayıp âleminden sunar ve o düşünce şekli kendi kendini izah ve ispat eder aklını mantık üzerinden temiz kalbiyle ön yargısız olarak düşünürse. Aydınlanmak ilgili ayetler birbirinin benzerinde anlayanlara izahat edeceğiz Bakara Süresi, AYET 185. O (sayılı günler), doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur`an`ın indirildiği ramazan ayıdır…

Eğer ramazan ayının şekil olarak kabul eder mana olarak anlamaz isek şekil olan ramazan ayları doğruyla yanlışı ayrıt edecek insanlığı aydınlatacak konumda değildir. Doğruyla yanlışı ayrıt edecek kurandır ve kuranın manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşudur. işte batını ramazan ayları kuran ve resullerdir. Bu ayeti, de güzel anlayalım ki kuran insanlığı manasının doğru yorumunun sunumunda yanlışla doğrunun idrak edilecek şekilde sunuluşu insanlığın fikren resuller önderliğinde aydınlanışıdır. İnsanlık kuranı anlamaktan İslam dininin hükmünün dünyadan silinişi İslam dininin hükümsüz kaldığı dönemler insanlık hakkı anlamaktan uzaklaşarak yanlış düşüncenin yönetimine maruz kalarak karanlığı yaşamakta zulme maruz kalmakta firavun zihniyetli yönetimce katledilmektedirler. Ardından resuller önderliğinde aydınlanma dönemi başlamaktadır. bu ayetler bu dönemlerin varlığını sunmaktadır eğer aklıselim olarak temiz kalp ile düşünürseniz mutlaka anlarsınız

KADİR SURESİ AYET 1_5 Biz onu (Kur`an`ı) Kadir gecesinde indirdik. Bilir misin nedir Kadir gecesi? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. O gece melekler ve ruh, rablerinin izniyle her bir iş için iner dururlar. O gece tan yeri ağarıncaya kadar esenlik doludur.

Batını ramazan ayları batında aylar resulleri temsil eder resuller manadan ay olarak temsili verilmektedirler batını manadaki ramazan ayin Allah katında bir resul önderliğinde vahyin yeniden tazelenişinin sunuluşunun benzetmesidir.

Kadir gecesi kader gecesi olaraktan anlayabiliriz çünkü kuran mana olarak sunuluşu insanlığın inanması veya inanamaması onun kendi aklıyla kendi kaderini tayin etmesidir. kuranın Allah katından indirilerek resuller vasıtasıyla tüm insanlığa sunuluşudur. Kadir gecesi mana âleminde insanlığın İslam’dan koptuğu ilahi adaletin dünya yönetiminden silindiği hükümsüz kaldığı dönemin kapsamında kuranı anlamamak üzerine fikir karanlık dönemleridir. İnsanlığının ilahi kitapları kuranı anlamaktan uzaklaştığı rivayetleri din edindiği çelişkili anlayışların peşinden koştuğu dönemin kapsamındadır. Cenabı hakkın insanlığı yeniden batından resuller öndeliğinde uyarması üzerine aydınlatmasıdır. O gece melekler ve ruh Kuranın Allah katından pey der pey kademeli olarak azar azar vahiy edilerek sunulduğu dönemlerde insanlık manadan kuran ve manasının tahakkuk ederek sunulan aydınlanmak üzerine mücadele sureci kadardır. Yanı ruh vahyin inişi melekler ise (sebepler) vasıtasıyla dünyada ilahi adaletin egemenliğine Allah’ın müminlere yardım eli anlamındadır. Kuran vahiy edilirken dünyada bir tafradan, da gelişmekte olan sebepler vasıtasıyla cenabı hak İslam hukukunu egemen kılınması firavunların yönetim anlayışından İslami yönetim anlayışına geçiş döneminde tahakkuk eden sebepler vasıtasıyla insanlık İslam dininin tazelenişinin yeniden doğuşunun surecini yaşamaktadır.  Bu süreç batını manadan ramazan ayı benzetmesi yapılmaktadır. Batını manadaki ramazan ayının oruç tutmak manadaki oruç kuranın hükümlerine uymak yalan dememek haram yememek orucu tutmaktır. İlahi hükümleri yaşamak ve yaşatmak mücadelesi vermektir. Ramazan ayı şekil üzerinden otuz gündür benzerindeki manada otuz yıldır. Her resul döneminde otuz yıllık bir mücadele sonunda mutlu sona ulaşılır ilahi adalet firavunlar yönetimini alt ederek üstünlük kurar bu süreç kuranda bir başka ayetten şu şekilde ifade edilir.

Araf suresi ayet 142:Musa (A.S)`a otuz gece vaat ettik ve onu on ile tamamladık. Böylece onun Rabbinin kararlaştırdığı zaman, kırk geceye tamamlandı. Ve Musa (A.S), kardeşi Harun`a şöyle dedi: “Kavmimde bana halef ol (benim yerime geç) ve ıslâh et ve müfsidlerin (fesat çıkaranların) yoluna tâbî olma.”

Her resul dönemi bir Musa dönemidir. Her Musa dönemi yeniden Resuller Allah katından görev verilişinin suresi otuz yıl olarak sürer on yıl daha ilave edilerek kırk yıla tamamlanır. İlave on yıl saadet dönemidir huzur ve sükûnet dönemidir firavunların inlerine çekilerek hükümsüz kaldığı dönemlerdir. kırk yıl her resul döneminde verilen mücadele suresinin tamamıdır. Bu ayetler manadan sunuluşu madde âleminde şekilleniş surecini belirtir ancak bunu kurana mana olarak inanlar idrak ederler. Musa’nın kardeşi Harun’un Musa’nın yerine geçmesi her kitap üzerine Allah katından iki resul tayın olunmasıdır. İkinci resulün mevcut kitabı insanlığa mana olarak yeniden anlatma surecidir. Yanı kuranın manaya dönük batını manadaki anlamının yeniden tazelenerek sunuluşu İslam hukukunun dünya yönetim anlayışından silinmesinin ardından tahakkuk eden zaman tünelindeki surecidir. Şu an kuran batını manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek bizimle beraber sunuluşu ayni surecin kapsam alanındadır. Dünyada yönetim anlayışında Cenabı hakkı temsil eden İslam hilafetinin düşürülerek ilahi hükümlerin ilahi kanunların hükmünün kaldırılışıyla yeniden hüküm olarak doğuşunun suresi yüz yıl olduğundur. Her süreç Allah katından bir zaman dilimi olduğunu bunu, da cenabı hak manadan benzetme ile bize sunar bizde kuranın benzerinden gerçek manada ne anlam ifade eder olduğunu anladığımızda hakkın hâkimiyetine doğru yönleniriz önümüzü görürüz çünkü gün doğduğunda karanlık yok olmaya mahkûmdur. Ancak kurana mana olarak iman edenler önünü görebilirler biz önümüzü cenabı hakkın bize kuranın manasından ilim olarak gösterdiği kadar görerek yürümekteyiz eğer görmeseydik bu kadar büyük vebalı büyük meşakkatin büyük yükün altında durabilir miyiz akıllı düşünenler bunu anlarlar.

     Bakara suresi ayet 259: Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, “Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?” demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: “Ne kadar (ölü) kaldın?” O, “Bir gün veya bir günden daha az kaldım” diye cevap verdi. Allah, şöyle dedi: “Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?” Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: “Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”

Altın üste gelmesi İslami yönetim üstedir. İslami yönetim hilafetin düşmesi altın üst olmasıdır. Bu ayet insanlık tarihinin yaşam alanında ilahi hükümlerin cenabı hakkı temsil eden hilafet makamının azledilerek firavun zihniyetlilerce düşürülmesiyle ilahi kanunların ilahi hükümlerin kuranın hükmünün dünya yönetim anlayışından silinerek karanlık dönemlerin fikren yanlış düşüncenin hüküm sürdüğü dönemlerdir. Yanlış düşüncenin hükmü ölüdür ölü dönemin yüz yıllık firavunlar hükümran olduğu dönemi ifade eder. İslami düşüncenin resuller ara dönemlerinde firavunlar dönemi yüz yıl olarak Allah katından tayın olunduğudur. Bu ayet bunu izah eder iman edenlere bu ayetler batını manadan bu konumu izah ederler. Kuranda batını manaya temiz kalp ile düşünenler idrak ederek anlarlar düşünmeyenlere düşünmek istemeyenlere elbette anlatamazsın, onlar anlamazlar onlar fikren ölüdürler ölülere işittiremezsin.   Yiyeceğine içeceğine bak bozulmamış diyor ayette. İslam hiçbir zaman bozulmaz İslam doğrudur ezelden ebette kadar ancak insanlar ilahi kurallara uymayarak kendileri bozguncu olurlar kuranı anlamaktan uzaklaşırlar anlamak istemezler kendi çıkarlarınca yorumlarlar kuranın hükmüne uymazlar kuranın hükmünü kendi çıkar menfaatlerine uydurmaya çalışırlar bunu, da rivayetler üzerinde süslü kelimeler üreterek yaparlar. Kuranın bozulması söz konusu değildir bozulan insanlığın anlayışıdır. Bozulmamış olmasının kanıtı yeniden tazelenerek sunuluşunda gerçeklerin yeniden doğuşudur ilahi adaletin yeniden doğuşudur. İnsanlığın yaşam alanında firavunların dünyanın tamamına egemen olarak hükmettikleri dönem Allah katında yüz yıl olarak belirtilmiştir. İnanmak inanmamak gerçekleri değiştirmez bu Allah’ın kanunudur her ayet Allah katından kanundur. İşte Allah yüz yıl dünyanın tamamında firavunlara mühlet vermiştir Allah’ın kanunlarında asla bir değişiklik kimse yapamaz. Firavunların dünya yönetimine insanlık tarihinin imtihan suresince bir bütün yedi kez egemenlik kurmuşlar her firavunlar hüküm dönemleri Allah katından yüz yıl olarak tayın edilerek onlara yüz yıl hükümranlık tanınmıştır. Yedinci dönemin sonuna geliyoruz kuranın manaya doğru yorumunun tahakkuku firavunlar döneminin sona ermesinin göstergesidir.

YÛNUS- suresi ayet 39: Hayır, onlara tevil gelmedikçe (doğru yorumu gelmediği için) ilmini kavrayamadıkları şeyi (kuranı) yalanladılar. Bunun gibi ondan öncekiler de yalanladılar. Artık bak, zalimlerin akıbeti (sonu) nasıl oldu.

Bu ayette cenabı hak kuranın düz bir kitap olmadığı tevilinin yanı doğru yorumunun Allah katından her hangi bir insan önderliğinde batını ilim vasıtasıyla yeniden sunulacağının bildirisidir. Kuranın manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşunu insanlığın yeniden aydınlığa kavuşacağı bir dönem olacağını cenabı hak bildirir. İlmini kavrayamadıkları diyor cenabı hak ilminin kuranı düz okumakla kavranamayacağı açıkça belirtiliyor. Kuranı anlamaktan uzaklaşan insanlığın rivayet üzerinden din edinerek karanlık dönemin içerisine sürüklendiler gerçekleri göremediler zaman surecinde her din adına fikir üreterek bir şeyler yazanlar isteyerek veya istemeyerek kimi kasıtlı fikir üretti kimisi de düzeltiyim derken daha fazla bozdu gelinen konum tamamen karanlığa gömüldü insanlık. Böylesi karanlık dönemin içerisinde nereye vardığından kimsenin haberi bile yoktur. kuranın batını manaya doğru yorumunun çelişkisiz sunumunda kuranın ne anlama geldiğinin ilminin kavranarak manaya sunuluşunu akıl mantık dilinden temiz kalple temiz düşünceyle önyargısız olmak kaydıyla anlaşılır. Her karanlık dönemde kuranı insanlık inkâr eder ilmini kavrayamadığı halde şek ve şüphe üzerinden dinler edinirler. Kuranın doğru yorumunun tahakkukunda İslam dininin aslına dönmeyi bir türlü hazmedemezler çünkü kalplerinde kirlilik vardır fitne vardır onlar dini dünya menfaatlerince şek ve şüpheli bir biçimde hayat nizamında değil şekil bazından sembolik olarak kabul ederler. Oysa kuranın hükümleri ilahi kanun olarak dünya yönetimine hükümdar olması bu hükümdarlık insan eliyle hükmetmesidir hükmeden cenabı haktir fakat insan eliyle hükmeder. Bu hükmediş cenabı hakkı temsil eden hilafet makamı önderliğindedir. Hilafet makamında oturan insan cenabı hakkın yardımcısıdır ve temsilcisidir. Kim cenabı hakkın yardımcılığını üslenirse cenabı hakta onlara yârdim ederek yardımcı olarak sonsuzluk mükâfatını sonsuz olarak hazırlar. Cenabı hak insanlığa adaletini egemen kılmayı emanet etmiştir. bu emanete ihanet edenleri cenabı hak kâfirler olarak tanımlamakta onların ebedi karargâhını cehennem olarak belirtmektedir. Ve cenabı hakkın emanetine riayet edenler ise müminler olarak onlar içinde sürekli ecir olarak mükâfat olarak cenneti alayı hazırladığını ilgili ayetler vasıtasıyla bizlere bildirmektedir. Cenabı hakkın ayetleri değişmez sonsun konundur olduğunu yine kuranda ilgili ayetlerden biliyoruz şüphesiz inanıyoruz. Mevzuatımı toparlayacak olursak özet niteliğinde yorum olarak kuranın batını manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşunun ilminin yine bizim vasıtamızla sunuluşunu cenabı hakkın ilahi vergisi olduğundan zerre kadar şüphe edilmez kuranın batını manaya doğru yorumunun varlığını insan kendince ulaşması asla mümkün değildir. Yüzde yüz Allah vergisi olduğuna inanmak gerekir çünkü kaybı âlemi bilgilerini Allah bildirmedikçe kimsenin kendince bilmesi söz konusu değildir. Bizim buradan ilgili ayetlerin manasında kayba dönük sunduğumuz bilgilerin ilmi bize Allah katından fıtrat ve vicdan olarak anlayışımıza kolaylık verilerek ilham edilerek bu sonuca varılmıştır. Düşünki biz bu düşünceyi sunduğumuz halde insanlar anlamakta zorlanıyor anlamıyor. Peki, sen sana anlatılanı anlayamazken hiçbir bilgisi olmayan bir insan bu bilgilere nasıl ulaşabilir hiçbir nesne bir yerden gıda almadan yaşayamaz olduğuna göre mutlaka bir yerden bu gıda alınır. Bizim sunduğumuz düşünce kuranın batını manasına dönük olarak akıl mantık dilinden izah edilirken böylesi bir ilim yazılıda yok ise sadece kayıp âlemi bilgisi ise ki öyledir. geriye tek seçenek kalır Allah vergisi işte bu kadar kolaydır Anlayanlara. Ve bizim vasıtamızla tüm insanlığın bilgisine sunulmaktadır. İşte bu dönem kuranın tanımladığı aydınlanma dönemidir. Yüzüncü yıla kadar tamamlanacaktır yüzüncü yıl hilafetin düşürülüşünün yüzüncü yılında tamamlanacaktır. bu cenabı hak katından ilahi kanun olarak tayın olunmuştur tüm insanlık bir araya gelse bu oluşumu asla değiştirmeye gücü yetmez inancımızda asla zerre kadar yanılmış değiliz.

İLAHİ ADALETİN HÜKMÜNDE OSMANLI İMPARATORLUĞU

İnsanlık tarihinin son döneminde Osmanlı imparatorlu ilahi adaletin hükümranlığında dünyada genişleme yükselme yapmıştır. Ne zaman ilahi adaletin kurallarında taviz verilmeye başlandı o zaman Osmanlı duraklama dönemine girdi ve daha sonra gerileme dönemi ve sonuçta hilafet makamı kaldırıldı Osmanlının hilafetin sonu geldi ve bir imparatorluk tarihin sayfalarında kaldı. Demek istediğim biz İslam’a sahip çıkarsak başarı kendiliğinden gelir çünkü İslam doğruluğu emreder doğru yolu tanım eder.  Doğru tüm insanlık kabul eder tüm insanlığın ittifakla birlik olacağı el kuranın batını manaya doğru yorumun un tahakkuk ederek sunulduğu elde kurduğumun doğuş ve aydınlık partisi saflarıdır alternatifi kesinlikle yoktur. alternatif olan zihniyetlerin tamamı batıldır. Hak geldi mi batıl zail olur güneş doğduğunda karanlık yok olur kuranın batını manaya doğru yorumunun tahakkuku fikir güneşidir. Kuranın batını manaya doğru yorumunun tahakkuku denizdir. Tüm denizdeki canlılar onun genişliğinde derinliğinde hayat bulurlar misalle deniz balığın karnına sığar mı balık mı denizde olur Deniz mi balıkta olur. İşte kuranın doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşunda diğer düşünceler balık mesabesindedirler veya güneş doğduğunda lambanın veya ampulün hükmü ne kadar olursa kuranın batını manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşunda o kadar olur. Anlattığım bu misaller doğrunun tahakkukunda yanlışın hükmü kalmaz veya yanlış adına doğru bildiklerimizden yanıldığımızı akıl mantık üzerinden temiz kalple düşünerek anlayarak doğuş ve aydınlık partisi saflarına katılmak katkıda bulunmak tüm insanlık üzerine Allah katından manadan sunulan kesin emirdir. Emre itaat edenler müminler etmeyenler münafıklar olarak kalırlar Allah’ın vaadi haktır. Allah’ın vaatleri kanundur Allah’ın tanıdığı yüz yıllık batılın hükmü sona erecek sen inansan da inanmasan, da erecek inanmak inanmamak senin kendi bağlamındadır kendi adınadır.

 SONUÇU OLARAK İNSANLIK TARIHININ BİR BÜTÜN ÖZETİ

Düşüncemizin sunuluşu doğuş ve aydınlık partisinin tanımında tanıtım broşürünün Ön ve arka kapakların iç yüzündeki çizelge tablosundan insanlık tarihinin başlangıcı ve bitimi suresini ilgili ayetlerin mealindeki manasından daha kolay algılayarak her mantığın anlayabileceği dilden izahatınızdaki ilgili ayetlerin yorumları vasıtasıyla broşürün iç kısımlarında sunmaktayız. İnsanlık tarihinin başlangıcından bitimi suresi 6000 bin yıl olduğu altı bin yıl suresinde sekiz resul dönemi resuller ara dönemlerinde de yüzer yıllık yedi kez karanlık dönemler sekiz resul yedide firavun dönemleri toplamda 15 dönem eder. Dört de kitaplar olmak üzerine on dokuz dönem olarak insanlığın altı bin yıllık imtihan olunacağı sure Allah katından kuranın batını manasından belirtilmiştir. Buna mukabil altı bin yıl evvel dünyada insanlık yok idi altı bin yılın dolumun, da insanlık dünya üzerinden yok olarak ebedi âlemde sonsuzluk olarak var olacaktır. Bu konum sadece insanlık âleminin kapsamındadır diğer Çanlı ve ya cansız mahlûkatın kapsamında değildir.  Gelelim firavunların yüz yıllık hükümranlık dönemlerine firavunlar insanlık tarhının başından sonuna kadar yedi kez Allah katından hükümranlık makamına getirilmişlerdir. Firavunlar kendini ilah sıfatına koyarak ilahi kanunları azlederek kendi uydurdukları kanunlarıyla dünyaya bir bütün hükümranlık sürdürdüler. Ancak şu aşamada yedinci ve son firavunların hükümranlık dönemlerinin sonucuna yaklaştık tamamı yüzyıl olan bu dönem hilafetin düşürülüşüyle doğumu arasıdır. Hesabını bulunduğunuz andan yaparak ne kadar surenin kaldığını hesaplayın ancak yüz yılın dolumu otuz yıl kala Allah katından insanlığı uyarmak ve aydınlatmak üzerine uyarıcı gönderilir. Bu otuz yılın on yılı karanlık dönemin içerisinde sadece ilim tahsili olarak geçer bir on yılı da imsak olarak geçer bir on yılı da aydınlanma dönemi olarak geçer. Ve yüzyıl tamamlanmış olur doğuş ve aydınlık partisi 2012 yılında kuruluşundan itibaren aydınlanma dönemine girildi süreç devam ediyor.  Bir on yıl geri gidersek 2002 de ak partinin iktidara gelişi İslami yönetime geçişte doğuş ve aydınlık partisinin öncü birliği konumudur. bir on yıl daha geri gidersek ilahi görevin tahsis edildiği dönemdir. Yetmiş yıl daha geri gidersek hilafetin kaldırıldığı döneme denk gelir her şey Allah katından madde âlemi ve mana âlemi olarak belirli bir hesap üzerinedir hesapsız kâinatta hiç bir veri yaratılmamıştır.  Yüzyıllık süreç dolmak üzerine ilahi yönetim dünyanın tamamına hükümran olacaktır bundan şek ve şüphe edilmez. Bu demek değil ki tüm insanlık kurana iman edecek kuranın batını manasına iman edecek keşke herkes inansa ancak inananlar birlik oluşturarak fitnenin seddini aşarak dünya yönetimini hükümdarı hükümranı olacaklar. Aslında dünyanın hükümdarı, da hükümranı, da cenabı Allah’tır müminler dünya yönetimini cenabı hakkın vekâletinde sürdüreceklerdir. Anlayanlara ne mutlu saygılar.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*