Hilafet Düşürülüşüyle Doğumunun Suresi Yuz Yıldır

Bir ilahi kanunlara bağımlılık veya şeytanı konumda insanı kanunlara bağımlılık vardır. Hakka bağımlı olmak ilahi adalete kurana hükmüne tabı olmak haksızlık üzerine insanı kanunlara batıla bağımlı olmak vardır. Batıla bağımlı olmak kula kul olmak fizik gücü üstün olana bağımlı olmaktır. İlahi adalete bağımlı olmak hakka hukuka riayet ederek vicdanen adıl ve adaletli olmaktır Allah’a kul olmaktır. Şeytanı olarak insanı kanunlara bağımlı olan ülkeler sözde bağımsız olduklarını söylem olarak kullanırlar fakat dünya meselelerinde kendi çıkarlarını dünya menfaatlerini ön planda tutarak hakkın değil güçlünün yanında yer alırlar. Kuran Allah katından tüm insanlık üzerine eşittir olarak ilahi kanundur. İlahi kanunlara tüm insanlığın eşittir olarak itaat ederek uyum sağlayarak uyması gerektiği Allah’ın emridir olduğunu tüm insanlık bilir. Buna mukabil Dünyanın tamamında Allah’ın kanunları hükümsüz insanların uydurduğu kanunlar hüküm makamındadır., Hangi kanunlara itaat edersen onu ilah edinirsin kimin emrinde isen onu ilah edinerek ona kul olduğunu her aklıselim insanın gördüğü veya görmesi gerektiği gerçektir. Bunun böyle olduğunu göremeyecek kadar aklı olmayanlardan Allah hesap sormaz fakat görecek seviyede olup da önemsemeyenlerin vay haline.  Şuan dünyada tüm insanlık kula kulluk düzeninde kula kul olmaktadır. eğer ki ilahi adaletin hükümranlığının dünyaya egemen olması yönünde bir caba sarf etmiyor ise. Kula kul olmaktan tüm insanlığı Allah’a kul olmaya Allah’ın kanunlarını dünyaya egemen kılmak üzerine kurduğumuz doğuş ve aydınlık hilafet partisine katılarak katkıda bulunan insanlar kula kul olmaktan Allah’a kul olmaya yöneliştir. Kanıtı kuranın batını manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşudur. Allah’ın emirleri dünyada insan eliyle hükmeder. Kuranın hükmünde İlahi kanunların hükmüne tüm insanlık Allah’ın emrini tebliğ eden ve yönetimde yetki makamında hükmeden öncülere Allah’ın emrinin hüküm makamına taşımak isteyenlerle beraber öncü olmaya veya öncülere uymaya iştirak ederek itaat ederek uymak zorundadır. Allah’ın emrine itaat etmeyenler Allah katından belirtilen kefirlerdir. Allah’ın emrine itaat şekli Allah’ın emrine uyanlarla beraber olmaktır. Kurana şekilden inandım diyenler şekiller üzerinden şekil mabetlerinde Allah’a ibadet ettiği sananlar. Oysa Allah’ın hükmüne kuranın dünya yönetimine ilahi kanun olarak egemen olmasına sahiplenerek mücadele etmedikçe kurana inandığı halde kuranın hükmüne tabı olmadıkça kuranın hükmü için mücadele etmedikçe kurana inanmamışlardır. Kuran tüm insanlığın anayasasıdır. kuranı anayasa olarak devlet olarak millet olarak dünya olarak yönetimlerde kabul etmeyenler kuranı anayasa kabul etmeyenlere itaat edenler onları ilah edinerek onlara kulluk ederek onları Allah’a ortak koşarak şirke düşerler. İnsan kendisi gibi diğer bir insana ilah diye inanması söz konusu değildir. kendisini yaratanın emirlerine değil, de kendisi gibi yaratık olan Allah’ın hükmünü kabul etmeyen diğer bir insanlığın emrine itaat ederek biat etmesi onları ilah edinmesidir. İlah diye inanması söz konusu değildir. Fakat onları ilah edindiğini bile anlamaması onlara lider olarak tabı olduğunu sanmaktadır. Oysa o liderler kendi kanunlarını veya kendisi gibi diğer insanların uydurdukları kanunları insanlara yönetim olarak kabul ettirme yönünde dayatmada bulundukları için onları ilah edinirler. O tabı olduğu liderler Allah’a tabı olmadıkları için Allah’a tabı olmayanlara tabı olmak onları ilah edinmektir. Allaha tabı olmak kuranı manasıyla bir bütün kabul ederek rehber edinerek hükmüne uymak ve devler yönetiminde uygulamaktır. Şu an dünyada tüm insanlık Allah’ın hükmünden kuranın anayasa oluşundan uzaklaştırılmış olarak İlahi kanunlar dünya yönetiminden azledilerek sıfırlanarak silinmiştir. Yerine firavun zihniyetliler kendisini ilah sıfatına koyarak insanlığın dünya yönetimini kendi uydurdukları kanunlarla yönetmektedirler. Bunun manadaki anlamı ilahlık davasıdır. Kuranda firavun kavmine ben ilahim dedi ayetinin mealindeki manası budur. Bu zihniyetteki dünya yönetimine itaat ederek biat eden insanlık onları ilah edinerek Allah’a ortak koşmakta bu vesile şirke düşmektedir. Şu an dünyanın tamamındaki konum budur. Kuranın manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşu insanlığın bu konumdan kurtuluşuna vesile olarak Allah’ın manevi yardım elidir. Aklını mantıklı kullanarak bu elde tutunmak birlik beraberlik oluşturmak insanlığın kurtuluşudur. Müslümanlığın varlığına inanmak Müslüman olduğun anlamına gelmez, Müslümanlar ilahı kanunları ilahi kuralları yaşamak ve yaşatmak mücadelesinde bulunmak zorundadır. Bu zorlukları bireysel olarak kurum ve kuruluşlar olarak devlet ve millet olarak tüm dünya insanı olarak aşmak için çalışmalıyız. Bu durumu kabullenmeyenler kendilerinin Müslüman olduğunu sanırlarken münafıklar konumuna düştüklerini anlamazlar. fakat insanlık kendisine ilahi adaleti ilahi kanunları Allah’ın hükmü üzerine kuranı rehber edinerek dünya yönetimine egemen kılmak amacında doğuş ve aydınlık partisi saflarına katılması katkıda bulunmak üzerine sponsor olarak destekleyici olması gerektiğinin bilincinde Allah adına Allah için hizmetkar olmasını anlaması gereklidir. Aklını kullanarak mantık yürüterek kula kul olmaktan Allah’a kul olmak mücadelesinde bizim gibi tüm imkânlarını seferber ederek mücadele suresindeki Allah için mücadele kervana katılması Sonsuzluk üzerine kendi menfaatine olduğunu anlaması fıtrat olarak mümin olmasındandır. Aklıselim insan olup da Allah’ın kanunları dünyaya egemen olsun kervanına katılmayan katkı sağlamayanların tamamı inkârcıdır. Allah’ın kanunları dünyaya kuranın manaya doğru yorumunun tahakkuk ettiği el öncülüğünde olgunlaşır. Aklını rahmanı olarak kullanan tüm insanlar kuranın manaya doğru yorumunun tahakkukunun sunuluşunda düşünceden anlayacak konumundadır. Aklını rahmanı değil, de şeytanı sıfatta kullananları cenabı hak şek ve şüphe içerisinde bırakır onlar kuranı rivayetler varsayımlar uydurmalar üzerinden gelenekler din edinirler. Onlar kula kulluk edindikleri sebebine dinlerinde yanılgıdadırlar çünkü Allah’ın dini hükümdarlık üzerindedir şekil üzerinde değildir. Biz doğuş ve aydınlık partisi genel başkanı olarak kuranı manaya doğru yorumundaki fikrimizden yüzde yüz emin olarak bu yoldayız. Fikrimizin kuranın batını manya doğru yorumunda yanıldığımızı izah edecek dünyada tek bir insan kesinlikle olamayacaktır. Eğer bilim ve ilim üzerine bizim yanıldığımızı izah edecek fikrini sunarak bizimle müzakere ederek bunu tüm insanlığın huzurunda tartışabilecek konumunda kendisine güvenen varsa biz her arenada hazırız. İşte biz buyuz. Kendinden yüzde yüz emin olan kendine yüzde yüz güvenen insanlarla beraber olmak gereklidir. Kimseyi aldatmak töhmet altında bırakarak çıkar ve menfaatçi değiliz. Biz İslam dininin hükmünü Allah için makama taşıma mücadelesi veren bir şahsiyetiz biz İslam’ı kullanarak makam peşinde değiliz biz İslam’a kul olarak İslam’ı makama taşımak mücadelesindeyiz anlatımlarımızın ve verdiğimiz mücadelenin karşılığı bu değil midir?

Allah cenabı hakkın adaleti dünyaya egemen olsun üzerine mücadele edenlerle mutlaka beraberdir. Allah bizimledir bunu aklıselim düşünenler anlarlar. Kaptansız gemi yürümez kaptan kuranın manaya Allah katından kuranı manaya doğru yorumunun vakıf kılınan düşüncenin tahakkuk edişindeki sunuluşu kesin kanıttır. Ey insanlık dünyayı yönetimine söz sahibi olanlar bulunduğunuz konum yüzde yüz hiç şüphesiz ilahlık davasıdır. Ey dünya insanlığı kendisini ilah sıfatına koyan şu anki dünya yöneticilerine itaat ederek onlara biat ederek onları ilah edinerek Allah’a orak koşmaktan vaz geçin. Eğer vaz geçerek kuranın manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşunda İslam dininin yeniden düşünce olarak tazeliğinde doğuş ve aydınlık partisi saflarına katılırsanız hem bu dünyada hem de sonsuzluk âleminde bu bizim sizin ve tüm insanlık için hayırlı olandır. Cenabı Allah bir, doğru bir doğrulukta bütünleşen insanlık tek elde bir, Allah’ın insanlığa tayın buyurduğu resullerin hepsi de Allah yolunda birdirler. Çoğunluk hak değildir hak doğrudur doğruluktur. Doğruda karar kılarak Allah’ın birliğine tabı olanlar hepsi bir elde bir olarak birlikte olanlardır. Kuranın manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunulduğu el Allah katından insanlığın birlik oluşturmasının gerektiği el olarak cenabı hakkın yardım elidir kim bu elde bir olursa doğru yolu bulmuş olur kimde bu elden uzaklaşırsa kendisini karanlık varsayımlara şeytana amelde bulur şeytana amade kılar.  DÜNYANIN TAMAMI İLAHİ ADALETLE YÖNETİLMELİDİR.

Kuranın rehberliğinde Tüm dünya ülkelerinin yasaları anayasaları eşittir bir olması birlikte olması gereklidir.  Bunun için hilafet devleti olarak dünyanın tamamı tek devlet statüsünde hilafete bağlı olmasını hedef ve ilke edinerek mücadele etmeliyiz sonucunu cenabı hak tayın eder biz bu yolda mücadele etmeliyiz düşünki bir insan haktan hukuktan doğruluktan bahseder. Eğer ki kuranın hükümlerini yaşamak ve yaşatmak mücadelesinde yer almıyorsa yalancının ta kendisidir. Çünkü insanlığın doğru yolu bulması kuranın batını manasıyla tanımlanmasıdır. Kuranı doğru yorumunun tahakkukunda rehber edinmeyenlerin haktan hukuktan doğruluktan bahsetmeleri sadece dilindeki kuru sözdür kalbinden fıtratından vicdanından bağlantılı değildir. Kuranın doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşunu rehber edinerek hayat nizamı kabul ederek yaşamak ve yaşatmak mücadelesi verenler fıtrat olarak vicdan olarak kalbiyle dili bir olandır. Kalbiyle dili bir Onlarla birlikte olmak cenabı hakkın birliğinde bir olmaktır ve sadece cenabı hakka kul olmaktır. Kuranı rehber edinmeden dünyada yönetime talip olanlar veya yönetime haiz olanlara tabı olarak onlarla birlikte hareket edenlerin tamamı kalben temiz olmayan kalben fitne fesat olanlardır. Mürşidi kâmil olarak diye peşlerinden koşularak onların etrafında dönerek cemaat oluşturanlar onların müşriki kâfir oldukların haberdar değillerdir. Nice mürşitlerin müşrik oldukları kuranın batını manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşunda gün yüzüne çıkacaklardırlar. O müşrik olanlar kuranın batını manaya sunumunda karşıt olarak müşrikler olarak cephe alırlar. İşte o zaman onların kalpleri ortaya çıkar, ancak onları aklıselim düşünerek akıl edenler batına ve manaya iman edenler anlayabilirler, diğerleri, de onlar gibi şek ve şüpheli olarak müşrik olduklarını anlayamazlar. Onların akıl mantık gözleri kördür görmezler, kulakları mana olarak sağırdır işitmezler, onları kuranı mana olarak anlamazlar ne kader anlatırsan anlat kesinlikle anlamazlar. Çünkü cenabı hak kâfirlerin kalplerini mühürlemiştir. Kuranın tanımlaması böyledir. İlahi adalet batına manaya iman eden insan eliyle dünyada tecelli eder insanların ilahi adaleti yaşamak ve yaşatmak mücadelesi verenlerle birlikte olanlar Allah’a tabı olurlar. Çünkü hüküm Allah’ın hükmüdür kuranın hükmüdür hükmedende kuranı hükmeder hükme itaat edende kuranın hükmüne itaat eder insan aracıdır. Allah’a istinaden Allah’a vekâleten hükmeder nasıl ki valinin olmadığında vali yardımcısı vali görevini üslenirse insanda dünya yönetiminde Allah’ın yardımcısıdır. Kim Allah’a yardımcı olursa Allah’ta ona yardım eder. Çünkü Allah adildir adaletlidir cenabı hak adil olanlara adaletli olanlara yardım eder. Ancak cenabı hakkın yardımı sebepler vasıtasıyla tahakkuk eder münafıklar kâfirler sebeplerden olduğunu sanır müminler ise Allahtan olduğuna inanır. Bir insan fıtrat ve vicdan olarak müminse her nere giderse gitsin mümindir, fıtrat ve vicdan olarak değişmedikçe. Bir insanda fitne münafık kâfirse her nere giderse gitsin gittiği her yerde her zaman kâfirdir, fıtrat olarak vicdan olarak değişmedikçe. Şekil ibadetlerinin işlenişinde uygulanışında vicdan olarak fıtrat olarak değişim sağlamadıkça bir anlam ifade etmez. Düşünki bir her hangi bir hayvanı dünyanın neresine götürürsen götür dünyanın tamamını ona gezdir her nere giderse gitsin o hayvan ne ise gene hayvandır. İnsanlık şekilden değil fikirden fıtrattan değişir bir insan kuran ahlakını kendisine rehber edinirse o zaman değişir. İnsanlık şekil ibadetlerine ister camiye ister Arabistan’a hac diye gitsin ister hayvanı kurbanlık diye kessin isterse şekil bazında aç durma orucu tutsun isterse kelimeyi şahadet sözlü olarak söylesin bunların hiçbir anlamı yoktur. İslam fıtratında doğruluğu yaşamak ve yaşatmak fıtratında kuranı rehber edinerek Allah’a tabı olma fıtratında değilse ne yaparsa yapsın hepsi nafile hepsi boşunadır. İnsanlığın Allah’a ibadet etmesi ilahi emirlere doğruluğu yaşamak ve yaşatmak fıtratında vicdanında olmasındadır. Bu fıtrat üzere olan insanlar dünyada ilahi adaletin hükümran olması yönünde sürekli mücadele ederler. İlahi adaletin hükmü için birlikte olurlar birlikte hareket ederler. İlahi adalet hükümran olmadığı hilafet makamının azledilerek düşürüldüğünde Allahtan yeniden ilahi adaletin hükmünün yeniden tesis edilerek hüküm makamına taşınması için kuranın manaya doğru yorumunun tahakkukunda bir olurlar birlikte olurlar. Bizi iyi anlayın İslam dini hükümranlık üzerinden İslam dinidir. hükümsüz İslam, İslam değildir. İnsanların Allah adına uydurdukları din anlayışıdır ve Firavunların dinidir, Gerçek Müslümanların dini değildir. Kâinatı yaratanda yönetende cenabı Allah’tır Allah’ın yönetim şeklini değiştirerek başkaca yönetim şekli uyduranlar Allah’ın haram dediklerini helal dercesine dünya yönetiminde ruhsat verenler cenabı hakka küfredenlerdir. Allaha küfredenlere biat ederek itaat ederek onları göz göre göre ilah edinerek Allah’a ortak koşanlar top yekûn kâfir olarak ölenlerdir. Firavunlara itaat edilmese onlarda firavunluk edemezler firavunlara itaat edenlerin hepsi firavundur Allah’a saygısızlık ederek Allah’a küfür edenlerdir ki küfür yönetimlerini ayakta tutanlara yazıklar olsun dünyada insaniliğin katliamının sebepleridirler.

İNSANLIĞI DÜNYA CIKARI İÇİN KATLEDENLERE UYANLAR

İnsanlığı dünya çıkar uğrunu katledenler zülüm edenler bu dünya yönetimine sahipseler onların bu dünyaya yönetimlerine itaat ederek destekçi olanlara hiç düşünmez misiniz ki dünyada katillerden ne beklenir. Katılın dostu olmaz katılın dostu menfaattir çıkardır bugün onu katleden yarın şunu katleder diğer bir günde sırası sana gelir seni katleder. Fakat Allah’a gönülden inanan insanlığın katledilişini kabul edemez eğer ki buna dur demek için kurban olmak Gerekirse ki gerekir. bu katliama dur demek adına Allah adına kurban olmak için öncü olmak gönüllü gerekirse ölümü göze almak müminlere farzdır. Ancak körü körüne değil sadece insanlığı uyarmak uyandırmak aydınlatabilmek konumunda biz insanlığı fizik olarak öldürmek değil fikren müminleri dirilmek. Kâfileri, de fikren öldürmek kâfirlerin fikren ölümü onların fikirlerinde yanıldıklarını düşüncelerinde yanlış yolda olduklarını, insanlığa anlatarak onların düşüncelerini çürütmek onları fikren öldürmektir. Yanı doğru bilinen siyasi anlayış düşüncelerini doğru bilinen din anlayışlarının doğru bilinen yanlış yolda olduklarını mantık üzerinden sunuluşu kâfirlerin fikren ölümüdür.  Onların fikren öldüklerinde kendilerine biat edecek insan bulamazlar dünya yönetiminden azledilerek sıradan vatandaş olarak sürüye katılarak alın teriyle çalışmaya başlarlar çoban olmaktan koyun olmaya otlamaya başlarlar Müminlerinde gafletten uyanarak dirilmeleri kâfirlerin dünya yönetiminden azledilerek düşürülmeleri sebebidirler. İşte Hz. İsa nın ölüleri dirilme mucizesi böyledir kuranın manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşu insanlığın iman edenlerini fikren diriltir. İşte Hz. İsa ölüleri böyle diriltir.  Hz İsa kuranın manaya doğru yorumunda fikren Allah katından zuhur eder aklını kullananlar Hz. İsa’yı aklıyla beraber görürler cenabı Allah’ı görür gibi cenabı hakkı insanlar inanarak akıl gözüyle görürler. Zalimler dünya yönetiminde insanlığı koyun sürüsü gibi davar gibi sürüyorlar süründürüyorlar etinden sütünden faydalanıyor. Karşı gelenleri de katlediyorlar. İnsanlığı mutlu bir azınlık dünyanı hamaliyesinde çalıştırıyor karşılığında vermiyor. Artık dünyada insanlık uyanmak aşamasındadır. Minareye ak düşüyor Çankaya’dan çan düşüyor uyan gaflet uygusunda azap gafile düşüyor. Hem de öyle bir azap ki hem bu dünyada hem de ebedi âlemde anlayana anlatıyoruz.

    KADİR GECESİ VE RAMAZAN AYININ MANADAKI ANLAMI

Duhan Süresi, 1-7 Ha-mim. Aydınlatan kitaba yemin olsun! Biz onu mübarek bir gecede indirdik; biz daima uyarmaktayız. O gecede bizim katımızdan bir emirle hüküm ve hikmet konusu olan bütün işler ayrılır. Rabbinden, eğer gerçekten biliyorsanız göklerin, yerin ve bunlar arasında olan her şeyin rabbinden bir rahmet olarak biz devamlı göndermekteyiz. O her şeyi işitmekte ve bilmektedir.

Bu ayette cenabı hak, hakla batılın düşünce olarak insanlık fikrindeki anlayışında ayrıt edilerek ayrılacak olması İslami düşüncenin yeniden cenabı hak katından resuller önderliğinde sunuluş dönemlerinin kapsamındadır. İslami düşüncenin vahyin yeniden tazelenişi insanlığı aydınlatan ruh halinin düşünce olarak akıl mantık üzerinden aydınlanışının surecindedir. Kuranı gece vahiy edilişi fizik gecesinde değil fikir gecesindedir insanlar kuranı batını mana olarak anlamaktan uzaklaşması karanlık dönem olarak gece olarak tabir edilmektedir karanlık gecelerin ardından Allah katından resul tayın olunmadıkça insanlık kendi halince karanlık düşünceden aydınlığa kavuşması imkân dâhilinde değildir. Çünkü kuran manadan insanlığın geçmişe ve geleceğe dönük bilgilerini manadan kayıp âleminden sunar ve o düşünce şekli kendi kendini izah ve ispat eder aklını mantık üzerinden temiz kalbiyle ön yargısız olarak düşünürse. Aydınlanmak ilgili ayetler birbirinin benzerinde anlayanlara izahat edeceğiz Bakara Süresi, AYET 185. O (sayılı günler), doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur`an`ın indirildiği ramazan ayıdır…

Eğer ramazan ayının şekil olarak kabul eder mana olarak anlamaz isek şekil olan ramazan ayları doğruyla yanlışı ayrıt edecek insanlığı aydınlatacak konumda değildir. Doğruyla yanlışı ayrıt edecek kurandır ve kuranın manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşudur. işte batını ramazan ayları kuran ve resullerdir. Bu ayeti, de güzel anlayalım ki kuran insanlığı manasının doğru yorumunun sunumunda yanlışla doğrunun idrak edilecek şekilde sunuluşu insanlığın fikren resuller önderliğinde aydınlanışıdır. İnsanlık kuranı anlamaktan İslam dininin hükmünün dünyadan silinişi İslam dininin hükümsüz kaldığı dönemler insanlık hakkı anlamaktan uzaklaşarak yanlış düşüncenin yönetimine maruz kalarak karanlığı yaşamakta zulme maruz kalmakta firavun zihniyetli yönetimce katledilmektedirler. Ardından resuller önderliğinde aydınlanma dönemi başlamaktadır. bu ayetler bu dönemlerin varlığını sunmaktadır eğer aklıselim olarak temiz kalp ile düşünürseniz mutlaka anlarsınız

KADİR SURESİ AYET 1_5 Biz onu (Kur`an`ı) Kadir gecesinde indirdik. Bilir misin nedir Kadir gecesi? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. O gece melekler ve ruh, rablerinin izniyle her bir iş için iner dururlar. O gece tan yeri ağarıncaya kadar esenlik doludur.

Batını ramazan ayları batında aylar resulleri temsil eder resuller manadan ay olarak temsili verilmektedirler batını manadaki ramazan ayin Allah katında bir resul önderliğinde vahyin yeniden tazelenişinin sunuluşunun benzetmesidir.

Kadir gecesi kader gecesi olaraktan anlayabiliriz çünkü kuran mana olarak sunuluşu insanlığın inanması veya inanamaması onun kendi aklıyla kendi kaderini tayin etmesidir. kuranın Allah katından indirilerek resuller vasıtasıyla tüm insanlığa sunuluşudur. Kadir gecesi mana âleminde insanlığın İslam’dan koptuğu ilahi adaletin dünya yönetiminden silindiği hükümsüz kaldığı dönemin kapsamında kuranı anlamamak üzerine fikir karanlık dönemleridir. İnsanlığının ilahi kitapları kuranı anlamaktan uzaklaştığı rivayetleri din edindiği çelişkili anlayışların peşinden koştuğu dönemin kapsamındadır. Cenabı hakkın insanlığı yeniden batından resuller öndeliğinde uyarması üzerine aydınlatmasıdır. O gece melekler ve ruh Kuranın Allah katından pey der pey kademeli olarak azar azar vahiy edilerek sunulduğu dönemlerde insanlık manadan kuran ve manasının tahakkuk ederek sunulan aydınlanmak üzerine mücadele sureci kadardır. Yanı ruh vahyin inişi melekler ise (sebepler) vasıtasıyla dünyada ilahi adaletin egemenliğine Allah’ın müminlere yardım eli anlamındadır. Kuran vahiy edilirken dünyada bir tafradan, da gelişmekte olan sebepler vasıtasıyla cenabı hak İslam hukukunu egemen kılınması firavunların yönetim anlayışından İslami yönetim anlayışına geçiş döneminde tahakkuk eden sebepler vasıtasıyla insanlık İslam dininin tazelenişinin yeniden doğuşunun surecini yaşamaktadır.  Bu süreç batını manadan ramazan ayı benzetmesi yapılmaktadır. Batını manadaki ramazan ayının oruç tutmak manadaki oruç kuranın hükümlerine uymak yalan dememek haram yememek orucu tutmaktır. İlahi hükümleri yaşamak ve yaşatmak mücadelesi vermektir. Ramazan ayı şekil üzerinden otuz gündür benzerindeki manada otuz yıldır. Her resul döneminde otuz yıllık bir mücadele sonunda mutlu sona ulaşılır ilahi adalet firavunlar yönetimini alt ederek üstünlük kurar bu süreç kuranda bir başka ayetten şu şekilde ifade edilir.

Araf suresi ayet 142:Musa (A.S)`a otuz gece vaat ettik ve onu on ile tamamladık. Böylece onun Rabbinin kararlaştırdığı zaman, kırk geceye tamamlandı. Ve Musa (A.S), kardeşi Harun`a şöyle dedi: “Kavmimde bana halef ol (benim yerime geç) ve ıslâh et ve müfsidlerin (fesat çıkaranların) yoluna tâbî olma.”

Her resul dönemi bir Musa dönemidir. Her Musa dönemi yeniden Resuller Allah katından görev verilişinin suresi otuz yıl olarak sürer on yıl daha ilave edilerek kırk yıla tamamlanır. İlave on yıl saadet dönemidir huzur ve sükûnet dönemidir firavunların inlerine çekilerek hükümsüz kaldığı dönemlerdir. kırk yıl her resul döneminde verilen mücadele suresinin tamamıdır. Bu ayetler manadan sunuluşu madde âleminde şekilleniş surecini belirtir ancak bunu kurana mana olarak inanlar idrak ederler. Musa’nın kardeşi Harun’un Musa’nın yerine geçmesi her kitap üzerine Allah katından iki resul tayın olunmasıdır. İkinci resulün mevcut kitabı insanlığa mana olarak yeniden anlatma surecidir. Yanı kuranın manaya dönük batını manadaki anlamının yeniden tazelenerek sunuluşu İslam hukukunun dünya yönetim anlayışından silinmesinin ardından tahakkuk eden zaman tünelindeki surecidir. Şu an kuran batını manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek bizimle beraber sunuluşu ayni surecin kapsam alanındadır. Dünyada yönetim anlayışında Cenabı hakkı temsil eden İslam hilafetinin düşürülerek ilahi hükümlerin ilahi kanunların hükmünün kaldırılışıyla yeniden hüküm olarak doğuşunun suresi yüz yıl olduğundur. Her süreç Allah katından bir zaman dilimi olduğunu bunu, da cenabı hak manadan benzetme ile bize sunar bizde kuranın benzerinden gerçek manada ne anlam ifade eder olduğunu anladığımızda hakkın hâkimiyetine doğru yönleniriz önümüzü görürüz çünkü gün doğduğunda karanlık yok olmaya mahkûmdur. Ancak kurana mana olarak iman edenler önünü görebilirler biz önümüzü cenabı hakkın bize kuranın manasından ilim olarak gösterdiği kadar görerek yürümekteyiz eğer görmeseydik bu kadar büyük vebalı büyük meşakkatin büyük yükün altında durabilir miyiz akıllı düşünenler bunu anlarlar.

     Bakara suresi ayet 259: Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, “Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?” demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: “Ne kadar (ölü) kaldın?” O, “Bir gün veya bir günden daha az kaldım” diye cevap verdi. Allah, şöyle dedi: “Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?” Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: “Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”

Altın üste gelmesi İslami yönetim üstedir. İslami yönetim hilafetin düşmesi altın üst olmasıdır. Bu ayet insanlık tarihinin yaşam alanında ilahi hükümlerin cenabı hakkı temsil eden hilafet makamının azledilerek firavun zihniyetlilerce düşürülmesiyle ilahi kanunların ilahi hükümlerin kuranın hükmünün dünya yönetim anlayışından silinerek karanlık dönemlerin fikren yanlış düşüncenin hüküm sürdüğü dönemlerdir. Yanlış düşüncenin hükmü ölüdür ölü dönemin yüz yıllık firavunlar hükümran olduğu dönemi ifade eder. İslami düşüncenin resuller ara dönemlerinde firavunlar dönemi yüz yıl olarak Allah katından tayın olunduğudur. Bu ayet bunu izah eder iman edenlere bu ayetler batını manadan bu konumu izah ederler. Kuranda batını manaya temiz kalp ile düşünenler idrak ederek anlarlar düşünmeyenlere düşünmek istemeyenlere elbette anlatamazsın, onlar anlamazlar onlar fikren ölüdürler ölülere işittiremezsin.   Yiyeceğine içeceğine bak bozulmamış diyor ayette. İslam hiçbir zaman bozulmaz İslam doğrudur ezelden ebette kadar ancak insanlar ilahi kurallara uymayarak kendileri bozguncu olurlar kuranı anlamaktan uzaklaşırlar anlamak istemezler kendi çıkarlarınca yorumlarlar kuranın hükmüne uymazlar kuranın hükmünü kendi çıkar menfaatlerine uydurmaya çalışırlar bunu, da rivayetler üzerinde süslü kelimeler üreterek yaparlar. Kuranın bozulması söz konusu değildir bozulan insanlığın anlayışıdır. Bozulmamış olmasının kanıtı yeniden tazelenerek sunuluşunda gerçeklerin yeniden doğuşudur ilahi adaletin yeniden doğuşudur. İnsanlığın yaşam alanında firavunların dünyanın tamamına egemen olarak hükmettikleri dönem Allah katında yüz yıl olarak belirtilmiştir. İnanmak inanmamak gerçekleri değiştirmez bu Allah’ın kanunudur her ayet Allah katından kanundur. İşte Allah yüz yıl dünyanın tamamında firavunlara mühlet vermiştir Allah’ın kanunlarında asla bir değişiklik kimse yapamaz. Firavunların dünya yönetimine insanlık tarihinin imtihan suresince bir bütün yedi kez egemenlik kurmuşlar her firavunlar hüküm dönemleri Allah katından yüz yıl olarak tayın edilerek onlara yüz yıl hükümranlık tanınmıştır. Yedinci dönemin sonuna geliyoruz kuranın manaya doğru yorumunun tahakkuku firavunlar döneminin sona ermesinin göstergesidir.

YÛNUS- suresi ayet 39: Hayır, onlara tevil gelmedikçe (doğru yorumu gelmediği için) ilmini kavrayamadıkları şeyi (kuranı) yalanladılar. Bunun gibi ondan öncekiler de yalanladılar. Artık bak, zalimlerin akıbeti (sonu) nasıl oldu.

Bu ayette cenabı hak kuranın düz bir kitap olmadığı tevilinin yanı doğru yorumunun Allah katından her hangi bir insan önderliğinde batını ilim vasıtasıyla yeniden sunulacağının bildirisidir. Kuranın manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşunu insanlığın yeniden aydınlığa kavuşacağı bir dönem olacağını cenabı hak bildirir. İlmini kavrayamadıkları diyor cenabı hak ilminin kuranı düz okumakla kavranamayacağı açıkça belirtiliyor. Kuranı anlamaktan uzaklaşan insanlığın rivayet üzerinden din edinerek karanlık dönemin içerisine sürüklendiler gerçekleri göremediler zaman surecinde her din adına fikir üreterek bir şeyler yazanlar isteyerek veya istemeyerek kimi kasıtlı fikir üretti kimisi de düzeltiyim derken daha fazla bozdu gelinen konum tamamen karanlığa gömüldü insanlık. Böylesi karanlık dönemin içerisinde nereye vardığından kimsenin haberi bile yoktur. kuranın batını manaya doğru yorumunun çelişkisiz sunumunda kuranın ne anlama geldiğinin ilminin kavranarak manaya sunuluşunu akıl mantık dilinden temiz kalple temiz düşünceyle önyargısız olmak kaydıyla anlaşılır. Her karanlık dönemde kuranı insanlık inkâr eder ilmini kavrayamadığı halde şek ve şüphe üzerinden dinler edinirler. Kuranın doğru yorumunun tahakkukunda İslam dininin aslına dönmeyi bir türlü hazmedemezler çünkü kalplerinde kirlilik vardır fitne vardır onlar dini dünya menfaatlerince şek ve şüpheli bir biçimde hayat nizamında değil şekil bazından sembolik olarak kabul ederler. Oysa kuranın hükümleri ilahi kanun olarak dünya yönetimine hükümdar olması bu hükümdarlık insan eliyle hükmetmesidir hükmeden cenabı haktir fakat insan eliyle hükmeder. Bu hükmediş cenabı hakkı temsil eden hilafet makamı önderliğindedir. Hilafet makamında oturan insan cenabı hakkın yardımcısıdır ve temsilcisidir. Kim cenabı hakkın yardımcılığını üslenirse cenabı hakta onlara yârdim ederek yardımcı olarak sonsuzluk mükâfatını sonsuz olarak hazırlar. Cenabı hak insanlığa adaletini egemen kılmayı emanet etmiştir. bu emanete ihanet edenleri cenabı hak kâfirler olarak tanımlamakta onların ebedi karargâhını cehennem olarak belirtmektedir. Ve cenabı hakkın emanetine riayet edenler ise müminler olarak onlar içinde sürekli ecir olarak mükâfat olarak cenneti alayı hazırladığını ilgili ayetler vasıtasıyla bizlere bildirmektedir. Cenabı hakkın ayetleri değişmez sonsun konundur olduğunu yine kuranda ilgili ayetlerden biliyoruz şüphesiz inanıyoruz. Mevzuatımı toparlayacak olursak özet niteliğinde yorum olarak kuranın batını manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşunun ilminin yine bizim vasıtamızla sunuluşunu cenabı hakkın ilahi vergisi olduğundan zerre kadar şüphe edilmez kuranın batını manaya doğru yorumunun varlığını insan kendince ulaşması asla mümkün değildir. Yüzde yüz Allah vergisi olduğuna inanmak gerekir çünkü kaybı âlemi bilgilerini Allah bildirmedikçe kimsenin kendince bilmesi söz konusu değildir. Bizim buradan ilgili ayetlerin manasında kayba dönük sunduğumuz bilgilerin ilmi bize Allah katından fıtrat ve vicdan olarak anlayışımıza kolaylık verilerek ilham edilerek bu sonuca varılmıştır. Düşünki biz bu düşünceyi sunduğumuz halde insanlar anlamakta zorlanıyor anlamıyor. Peki, sen sana anlatılanı anlayamazken hiçbir bilgisi olmayan bir insan bu bilgilere nasıl ulaşabilir hiçbir nesne bir yerden gıda almadan yaşayamaz olduğuna göre mutlaka bir yerden bu gıda alınır. Bizim sunduğumuz düşünce kuranın batını manasına dönük olarak akıl mantık dilinden izah edilirken böylesi bir ilim yazılıda yok ise sadece kayıp âlemi bilgisi ise ki öyledir. geriye tek seçenek kalır Allah vergisi işte bu kadar kolaydır Anlayanlara. Ve bizim vasıtamızla tüm insanlığın bilgisine sunulmaktadır. İşte bu dönem kuranın tanımladığı aydınlanma dönemidir. Yüzüncü yıla kadar tamamlanacaktır yüzüncü yıl hilafetin düşürülüşünün yüzüncü yılında tamamlanacaktır. bu cenabı hak katından ilahi kanun olarak tayın olunmuştur tüm insanlık bir araya gelse bu oluşumu asla değiştirmeye gücü yetmez inancımızda asla zerre kadar yanılmış değiliz.

İLAHİ ADALETİN HÜKMÜNDE OSMANLI İMPARATORLUĞU

İnsanlık tarihinin son döneminde Osmanlı imparatorlu ilahi adaletin hükümranlığında dünyada genişleme yükselme yapmıştır. Ne zaman ilahi adaletin kurallarında taviz verilmeye başlandı o zaman Osmanlı duraklama dönemine girdi ve daha sonra gerileme dönemi ve sonuçta hilafet makamı kaldırıldı Osmanlının hilafetin sonu geldi ve bir imparatorluk tarihin sayfalarında kaldı. Demek istediğim biz İslam’a sahip çıkarsak başarı kendiliğinden gelir çünkü İslam doğruluğu emreder doğru yolu tanım eder.  Doğru tüm insanlık kabul eder tüm insanlığın ittifakla birlik olacağı el kuranın batını manaya doğru yorumun un tahakkuk ederek sunulduğu elde kurduğumun doğuş ve aydınlık partisi saflarıdır alternatifi kesinlikle yoktur. alternatif olan zihniyetlerin tamamı batıldır. Hak geldi mi batıl zail olur güneş doğduğunda karanlık yok olur kuranın batını manaya doğru yorumunun tahakkuku fikir güneşidir. Kuranın batını manaya doğru yorumunun tahakkuku denizdir. Tüm denizdeki canlılar onun genişliğinde derinliğinde hayat bulurlar misalle deniz balığın karnına sığar mı balık mı denizde olur Deniz mi balıkta olur. İşte kuranın doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşunda diğer düşünceler balık mesabesindedirler veya güneş doğduğunda lambanın veya ampulün hükmü ne kadar olursa kuranın batını manaya doğru yorumunun tahakkuk ederek sunuluşunda o kadar olur. Anlattığım bu misaller doğrunun tahakkukunda yanlışın hükmü kalmaz veya yanlış adına doğru bildiklerimizden yanıldığımızı akıl mantık üzerinden temiz kalple düşünerek anlayarak doğuş ve aydınlık partisi saflarına katılmak katkıda bulunmak tüm insanlık üzerine Allah katından manadan sunulan kesin emirdir. Emre itaat edenler müminler etmeyenler münafıklar olarak kalırlar Allah’ın vaadi haktır. Allah’ın vaatleri kanundur Allah’ın tanıdığı yüz yıllık batılın hükmü sona erecek sen inansan da inanmasan, da erecek inanmak inanmamak senin kendi bağlamındadır kendi adınadır.

 SONUÇU OLARAK İNSANLIK TARIHININ BİR BÜTÜN ÖZETİ

Düşüncemizin sunuluşu doğuş ve aydınlık partisinin tanımında tanıtım broşürünün Ön ve arka kapakların iç yüzündeki çizelge tablosundan insanlık tarihinin başlangıcı ve bitimi suresini ilgili ayetlerin mealindeki manasından daha kolay algılayarak her mantığın anlayabileceği dilden izahatınızdaki ilgili ayetlerin yorumları vasıtasıyla broşürün iç kısımlarında sunmaktayız. İnsanlık tarihinin başlangıcından bitimi suresi 6000 bin yıl olduğu altı bin yıl suresinde sekiz resul dönemi resuller ara dönemlerinde de yüzer yıllık yedi kez karanlık dönemler sekiz resul yedide firavun dönemleri toplamda 15 dönem eder. Dört de kitaplar olmak üzerine on dokuz dönem olarak insanlığın altı bin yıllık imtihan olunacağı sure Allah katından kuranın batını manasından belirtilmiştir. Buna mukabil altı bin yıl evvel dünyada insanlık yok idi altı bin yılın dolumun, da insanlık dünya üzerinden yok olarak ebedi âlemde sonsuzluk olarak var olacaktır. Bu konum sadece insanlık âleminin kapsamındadır diğer Çanlı ve ya cansız mahlûkatın kapsamında değildir.  Gelelim firavunların yüz yıllık hükümranlık dönemlerine firavunlar insanlık tarhının başından sonuna kadar yedi kez Allah katından hükümranlık makamına getirilmişlerdir. Firavunlar kendini ilah sıfatına koyarak ilahi kanunları azlederek kendi uydurdukları kanunlarıyla dünyaya bir bütün hükümranlık sürdürdüler. Ancak şu aşamada yedinci ve son firavunların hükümranlık dönemlerinin sonucuna yaklaştık tamamı yüzyıl olan bu dönem hilafetin düşürülüşüyle doğumu arasıdır. Hesabını bulunduğunuz andan yaparak ne kadar surenin kaldığını hesaplayın ancak yüz yılın dolumu otuz yıl kala Allah katından insanlığı uyarmak ve aydınlatmak üzerine uyarıcı gönderilir. Bu otuz yılın on yılı karanlık dönemin içerisinde sadece ilim tahsili olarak geçer bir on yılı da imsak olarak geçer bir on yılı da aydınlanma dönemi olarak geçer. Ve yüzyıl tamamlanmış olur doğuş ve aydınlık partisi 2012 yılında kuruluşundan itibaren aydınlanma dönemine girildi süreç devam ediyor.  Bir on yıl geri gidersek 2002 de ak partinin iktidara gelişi İslami yönetime geçişte doğuş ve aydınlık partisinin öncü birliği konumudur. bir on yıl daha geri gidersek ilahi görevin tahsis edildiği dönemdir. Yetmiş yıl daha geri gidersek hilafetin kaldırıldığı döneme denk gelir her şey Allah katından madde âlemi ve mana âlemi olarak belirli bir hesap üzerinedir hesapsız kâinatta hiç bir veri yaratılmamıştır.  Yüzyıllık süreç dolmak üzerine ilahi yönetim dünyanın tamamına hükümran olacaktır bundan şek ve şüphe edilmez. Bu demek değil ki tüm insanlık kurana iman edecek kuranın batını manasına iman edecek keşke herkes inansa ancak inananlar birlik oluşturarak fitnenin seddini aşarak dünya yönetimini hükümdarı hükümranı olacaklar. Aslında dünyanın hükümdarı, da hükümranı, da cenabı Allah’tır müminler dünya yönetimini cenabı hakkın vekâletinde sürdüreceklerdir. Anlayanlara ne mutlu saygılar.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*