Özet Tanıtım

Bilindiği üzere gaip âlemini Allah’tan başkası bilemez; gaipten bilgi ancak resuller sunar.  Resuller gaibi bilmezler cenabı hakkın onların fıtratına Allah’ın bildirdiği kadarını belirler ve bildikleri kadarını da sunarlar.   

Mukabilinde Bizim ortaya sunduğumuz fikir Kuran’ın batını manasına dönük yorum şekli kuranın manada ne anlama geldiği yönündedir. Kuran’ın manaya yorumu bizim vasıtamızla gaibi bilgileri sunmaktadır, bu da dünyanın sonunda geleceği mehdi resul sıfatını içermektedir ki böylesi bir sıfatın tahakkuk etmiş olması gaibi anlamdadır. İnanırım ki

 Allah bize bu gaibi fikri verdi bu da mehdi resul sıfatıdır. Bu fikirler bunun kanıtı ve belgesidir. Mehdi resulde bulunması gereken tüm vasıflar bizde tahakkuk etmiştir. Mehdi resulde ve tüm resullerde bulunun özellikte nübüvvet mührü olacak o bizim sağ omzumuzda mevcuttur, isteyen herkes görmek isterse görebilir. Mehdi, İslam’ı yeniden tazelenerek insanlara Hz Muhammet döneminde olduğu gibi batına manaya yorumlayacak bir fıtratı düşünceyle beraber sunacak. O da bizim fikrimizde Allah vergisi olarak mevcuttur artı mehdi resul kendisinin mehdi resul olduğuna hiç şüphe duymadan inanacak, o İnanç da bizde mevcut olduğu kesindir. Mehdi inancında kararlı, azimli ve girişimci olacaktır. O da bizde mevcut olduğuna göre 

GERİYE  TEK BİR sıfat kalıyor diğer insanlığın bu inancın etrafında bir  kanaat oluşturması ve bir karar vermesi gerekir. Şunu çok açık olarak bilmek lazımdır ki mehdi resulün tahakkuk etmiş olması bütün Kuran’da adı geçen resuller aynı anda mana itibarıyla tahakkuk etmiş olmasıdır.

Mehdiyle birliktelik oluşturmamak tüm resullerle birliktelik oluşturulmamış demektir;  yani mehdi resulün zuhuru döneminde onunla birliktelik oluşturmamanın manası insanlar kendi din anlayışlarını Cenabı Hakk’a din olarak kabul ettirme yolunda diretmeleri anlamına gelir, oysa insanlar Allah’ın emrettiği ölçüde dini kabul edecekler bunun ölçüsü, öncüsü ve elcisi şu anda mehdi resuldür.  Böylesi bir düşüncenin varlığında Allah’a karşı kendinin sorumlu olduğunu kabul eden her insan bu konuyu güzel düşünerek karar vermelidir.

Bu konuya bizim aklımız ermiyor diye düşünmek kanaatimce yanlıştır. Bu konuya temiz kalple yaklaşım göstererek kanaat oluşturmak için mücadeleye girişmek gerekir. 

Mücadele vermezsen kendini sorumlu olmadığının zannına kapılarak zan üzere hareket etmek doğru değil,  doğru olan kanaat oluşturmaktır.

 Yani çok açık olarak vurgulayayım ki şu anki İslam anlayışındaki din anlayışları Cenabı Hakk’ı temsil etmez. Cenabı Hakk’ı temsil etmeyen din anlayışlarını din olarak yaşamak yaşatmak yanlıştır.

 Böylesi bir anlayıştan gerçek İslam anlayışına nasıl geçilebilinir. Elbette Cenabı Hakk’ın bildirmesiyle geçilebilinir. Bazıları “İslam vardır, İslam bir daha gelmeyecek.”  Derler. Doğrudur. İslam vardır, İslam bir daha gelmeyecek;  ancak İslam’ı ve Kuran’ı anlayan yoktur.

 İslam’ı Kuran’ı anlayan gelecek ve de Allah’ın göndermesiyle bizim vasıtamızla geldiğine yüzde yüz şüphesiz inanmaktayım olduğum üzere  bunda kendi adıma zerrenin zerresi kadar şüphem yoktur. Belki herkes kendince Müslüman olduğunu kendince İslam’ı yaşadığını zannedebilir.

Oysa Bu böyle asla olmaz. Mehdinin zuhurunda onunla birliktelik oluşturmak her insan üzerine farzdır. Bu konuyu ALİ İMRAN SURESİ AYET 81’DE CENABI HAKK VURGULAMAKTADIR . Cenabı Hakk’ın emrettiği şekilde olmayan bir İslam anlayışında insanlar Allah’a inanmakla beraber diğer verileri ilah edinirler;

 

ancak edindiklerinin farkında olmazlar. Mehdinin zuhurunda gafletten uyanarak gerçekleri görerek  mehdiyle beraber birliktelik oluşturanlar gerçekten Allah’a kulluk edenler olacaklardır.

Bunun dışında kalan bütün insanlık Allah’a inanmakla beraber diğer verileri ilah edinerek kula kulluk edinirler de bunun farkında olmazlar. 1400 yıl önce HZ MUHAMMED döneminde durum ne ise mehdinin zuhuru aynı dönemin yeniden tahakkukudur.

 

HZ Muhammed ile birlikte olmayanlar ona karşıt olanlar hangi konumda ise mehdiye karşıt olanlar da aynı konumdadırlar. Zuhurunda mehdiyle birliktelik oluşturmamak karşıt olmaktır.

Hâl böyleyken biz de mehdilik inancında olduğumuzu her defada vurguluyoruz. Peki bizim hakkımızda bir kanaat oluşturuldu mu(?) Mehdi resul  olduğum veya olmadığım hakkında kimin bir kanaat üzere bilgisi var(?) Kimsenin yok olduğuna göre, bir kanaat oluşturması gerekmez mi? İşte insanlar bu konumda Kuran’a şeklen inanıyor;

ancak mana olarak inanmıyor. Kuran’a mana olarak inanan insanlar fikrimdeki inancım hakkında mutlaka bir kanaat oluşturmalıdır.

Ancak gerçek şudur ki: Kimse Allah’ı mağlup edemez, kimse de kendi anlayışını Allah’a din olarak dayatamaz, kabul ettiremez. Mehdinin zuhurunda mehdiye tabi olmak Allahın emridir.

 Emre ya itaat edilir ya da yanıldığı kanaatine varılarak itaat edilmez. Mutlaktır ki insanlar iki kere iki dört eder gibi doğru olduğum veya yanıldığım hakkında kanaat oluşturulmalıdır.

 

Doğru, doğrudur. Doğrunun kabul edilmemesi doğruyu doğruluğundan alı koymaz, doğruyu kabul görülmemesi doğruyu yalana çıkarmaz, kabul görmeyenler yalancı konumunda kalırlar da belki de bunun farkında olamazlar;çünkü doğrunun birliğinde bütünleşmeyenler yalancı olmaktan başka yolu kalmıyor.

Mehdinin Allah katından insanlığa doğru yol üzere tayin olunduğu dönemde onunla birliktelik oluşturmayanlar yalancıların ta kendileridir.

 

Buradan bizde mehdi resul inancıyla beraber Kuran’ı batına yorumlayarak gaibi bilgilerin sunumunda olduğumuz üzere bizim de doğruluğumuz fikrimizle paraleldir, fikirlerim de Kuranı anlamıyor da bu fikirleri biz nefis olarak uyduruyoruz olduğu kanatın de iseniz, bu kanaatinizi bilimsel veriler üzerinden bize ve topluma izah ve ispat edebilirseniz o zaman bizim doğru olmadığımız kesinleşir

 

Ancak biz Kuran’ı batını manaya akıl ve mantık çerçevesinde bilimsel ve evrensel kurallara dayalı izah ve ispat edebilecek konumda olduğumu bunu da her arenada, her alanda izah ve ispat edebilecek konumda  olduğumu çok net söylüyorum.

 

Durum bu kadar açık ve net olduğu halde insanlar nedense hep birbirine bakarak nasıl olsa bu insanın fikri toplumca kabul görmüyor babından giderek şüphe ve zan içinde kalınmıştır.

Buradan tekrar insanlığı bizim hakkımızda mutlaka bir kanaat oluşturmaya davet ediyorum.

Bu veçhile inancımı toplumla insanlarla paylaşmak üzere Trabzon’dan millet vekili adayı olarak siyasete başladım.

bunu Araklı belediye başkan adaylığıyla sürdürdüm.

daha sonra İstanbul üçüncü bölgeden bağımsız millet vekili adayı olarak seçimlere katıldım.

En son İstanbul büyük şehir belediye başkanlığı adaylığıyla devam ettirdim.

 

İnşallah buradan öteye doğuş ve aydınlık partisini kurmayı tasarlıyorum.

Bunu için insanların güzel düşünerek Cenabı Hakk’ı temsil edecek bir İslam anlayışıyla beraber dünyanın tamamına adil bir yönetim oluşturmanın temelini oluşturmak üzere tasarım halindeki düşündüğümüz doğuş ve aydınlık partisine kurucu olarak katılmayı arzu edenler bize bilgi sunmaları halinde gereken yerine getirilir.

Bizim için insanların temiz kalpli olmaları öncüdür, emanete ihanet edilmemesi gereğini insanlar bir bilselerdi bizim için koşuşturması gerekirdi;

 

ancak insanlar sadece dünya menfaatlerini ön planda tutuyor;oysa akan dereler senin olsa içeceğin bir bardak sudur, gerisi akıp geçecektir;

fakat o bir bardak suda hayattır onsuz olmaz bir bardak suyun hayat olmasına mukabil derelerin hepsi senin olsa akıp

Geçecektir.

Onun içindir ki o dereler tüm mahluk içindir. O şuur ve bilinçle beraber sonsuzluk aşkıyla bizimle birlikte olmaktan çekinmeyin,

çekinecek biri varsa o da kainatın sahibi Allah’tır. Allah’ın gösterdiği elde ve o elin yanında yer almak ne güzel nasıl ki bu dünyada mücadelesiz bir veriye sahip olamıyor isen ebedi sonsuzluk  adına mücadelesiz sonsuz huzuru kazanamazsın.

 

Tek yol doğruluktur doğruluğu yaşamak ve yaşatmak mücadelesidir. Bulunduğumuz şu an itibariyle bütün insanlığın öncüsü olduğuma inancım hiç şüphesiz sonsuzdur, sonsuz olarak inanmaktayım. İnancımda asla yanılmadım, yanıldığımı izah ve ispat edebilecek tek bir kişi olamaz onun için tercih sizin takdir yüce Allah’ındır.

Bir fikir adamı var.

Hiç şüphesiz inanırım ki bu fikri bize Cenabı Hak verdi; eğer birileri benim uyduruğumdur diyorsa, o size kalmış; o zaman Kuran’da bir uyduruk mudur, Kuran’a inanıyorsun da Kuran’da manaya neden inanmıyorsun? Kuran’ın söylemlerinde bir mana varlığına inanmamak Kuran’a inanmamaktır.

Kuran’da bir mananın varlığına inanmakla manaya ulaşamayabilirsin Allah vergisiyle ulaşılarak sunuluşunda aklını kullanarak anlayacaksın.

Her şeyden önce ortada akla ve mantığa uygun bir fikir var.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*